31 Mart 2012 Cumartesi

ÜCRETLİ İŞ MÜKELLEFİYETİ MÜDÜRÜ YÜKSEK MADEN MÜHENDİSİ KADRİ YERSEL


ÜCRETLİ İŞ MÜKELLEFİYETİ MÜDÜRÜ

YÜKSEK MADEN MÜHENDİSİ

KADRİ YERSEL

(1907-1993)

“1907 yılında İstanbul’da doğmuşum. Babam Yüzbaşı Hüseyin Dalbaz. Anam, İstanbul’un Feneryolu’nda bağcı Şaban Ağanın kızı Seher. Babam Çanakkale’de çolak Galiçya’da topal Kafkaslarda şehit oldu. İlköğrenimime mahallemizin imamı Salih hoca ile başladım. Üsküdar’da da bir numune okulunda da tamamladım. Darüşşafaka’ya birkaç bin çocuk arasından seçilme şansına ulaşarak liseyi orada tamamladım.” diyerek tanıtmış kendini Kadri YERSEL “Madencilikte Bir Ömür” adlı kitabının ilk sayfasında.
Kadri YERSEL Osmanlı Devleti’nin “eytamı şühedaya kucak açma” misyonu ile kurulan irfan ocağı Darüşşafaka Lisesi'ni 1927 yılında bitirdikten sonra, Zonguldak Maadin ve Sanayi Yüksek Mektebinde son sınıf öğrencisi olan arkadaşı Hulusi’nin önerisi ve yardımlarıyla Zonguldak Maadin ve Sanayi Yüksek Mektebi'nde okumak üzere bir kömür şilebinin baca dibinde Zonguldak’a yola çıktı.
Bu okulun ona göre avantajı çoktu. Parasız yatılı idi, tatillerde maden ocaklarında çalışarak harçlık ve çamaşır ihtiyaçlarını karşılamak imkânları vardı.
Zonguldak’a vardığında okulun açılmasına daha 3 ay vardı. Bu süre içinde Güntepe Ocaklarında arkadaşı Hulusi ile beraber iş buldu. Direk taşıdı, vagon doldurup sürdü, melemetçiye ve yol marangozuna yardım etti. Arada sırada burgu tutup tokmak salladı.
Kadri YERSEL ilk defa göçük ve grizu ile bu dönem tanıştı.12 saatlik iki vardiya halinde çalışılıyordu. Her vardiya başında meşale ile grizu yoklaması yapılıyordu. Biriken gaz yakıldıktan sonra işe başlanıyordu. Uzayan mavimsi alevin görünümü çocuk yaşta iken çok güzel görünmüştü. Bu güzelliğin daha sonra ne kadar korkunç sonuçları olduğunu bizzat yaşayacaktı.
60 kuruş gündelikle çalışan Kadri YERSEL böylece harçlığını çıkardı. 4 yıl sürecek eğitimi böylece başladı. Eğitim kadrosu profesör ve yüksek mühendislerden oluşuyordu.Yine “Madencilikte Bir Ömür” adlı kitabında isimlerini şöyle verir: Floran Şarl, Plümiye, Ginyar, Gare, Pirjanes, Rayslinger, Dr.Supert, Tevfik, Nazım, Arif, Mehmet Refik ( FENMEN ), Bedri ( BEKİROĞLU ), Cemal Zühdü ( AYSAN ), Halil ( PEKMEN ), Hayri ( DENER ), Naci  (UÇER ), Nadir Hakkı ( ÖNEN )
Okulun ilk yılı sona erdiğinde 1 aylık staj ile yetinmeyip Fransızların Asma Ocağında stajına devam etti. Gündeliği artık 80 kuruştur. Stajlarından birini de Kandilli Ocaklarında yapar. Bir gün tavanlarda ve direklerde bir hareketlilik fark eder. Göçük tehlikesini sezince hemen orayı boşalttırıp iş bıraktırır. Böylece son anda 15 kişinin hayatı kurtulur. Durumu öğrenen İtalyan Mühendis onu Çavuşluğa getirtip maaşını da 150 kuruşa çıkarır.1931 yılında dünyadaki ve ülkemizdeki ekonomik bunalım bahane edilerek okul kapatıldı. Bu okulun son mezunu Kadri YERSEL 1931 baharında iş hayatına başlar. Darüşşafaka dayanışması burada kendini gösterir üst döneminden Hakkı KÖK ağabeyinin taşeron olarak çalıştırdığı İnağzı ocaklarında çalışmaya başladı. Ama birkaç ay sonra ocak sahibi bir gemi dolusu kömürü yükleyip ortadan kaybolunca işçiler ve borçlarla beraber baş başa kalır.
Aynı yıl Kozlu'da Sarıcazadeler'in ocaklarını işleten İtalyanların firmasına “yamak mühendis” olarak girdi. Mühendislikle ilgili hiçbir işlevi yoktu. Yabancı mühendislere karşı “paratoner”, tembelliğe karşı da sopa olması bekleniyordu.
           Askerlik çağı geldiğinde İtalyan Şirketi ile ilişkisi kesildi. Askere gitmeden birde evlenmişti. İlk çocukları Oktay o askerde iken dünyaya geldi.
Askerlik hizmetinden sonra, Türk Maadin Şirketi'nin Dağardı Krom Ocağında görev aldı. Oradan da Tavşanlı Derbent Köyü Karlıyer Mevkiindeki krom ocaklarına nakledildi. Kızı Sevinç ise bu madende doğdu.
Hakkı KÖK ağabeyi onu yine yalnız bırakmayarak ziyaretine gitti. Yeniden Zonguldak’a dönmeye ikna etti.1938'de yeniden Havza'ya dönerek Kilimli Kömür Madenleri AŞ'ne geçti. Kadri YERSEL bu sırada ağır bir ülser rahatsızlığı yaşayınca dışarı hizmetinde görevlendirilir. Savaş kapıdadır ve yoğunlaşan bir kömür talebi vardır. Havzada İş Bankası şirketleri müştereken bir işçi bürosu kurarlar ve başına onu getirirler.
Kadri YERSEL Dönemin çalışma ortamını, anılarında aynen şöyle aktarıyor:  
“ O yıllarda Kömür üretim işçileri, kısa aralarla ocaklara gelip giden civar ilçe köylülerinden oluşuyordu. Arazi verimsizdi. Tuz, gazyağı, çaput (bez), şeker için köy tefecilerine yapılan borçlar, köylüleri çalışmaya zorluyordu. Yürüyerek gidip gelecekleri en yakın iş yeri Zonguldak’tı; her zamanda iş hazırdı. Filyos-Zonguldak Demiryolu, bu olanağı Bartın, Ulus, Amasra, Tefen ve Yenice köylerine kadar genişletti. Devrek Ereğli yolu da bu işçi trafiğini besledi.
Köylü işçiler Zonguldak ocakların da 15-30 gün çalışır sonra köylerine dönerlerdi. Genellikle gruplar halinde, kendi kişilerinin, çavuşlarının, kollayanlarının bulunduğu ocaklara, çok seyrek olarak ta bir köyün tüm işçisi aynı ocağa giderdi. Genellikle değişik ocaklara dağılırlardı. Bu dağılımda çavuşların ve köy ağalarının tutumları etkili olurdu.
(1942 yılında meydana gelen Armutçuk Çamlı Ocağındaki grizu Kızılcapınar Köyünün neredeyse tüm erkek nüfusunun kaybolmasına sebep olunca (yaklaşık 25 kişi) köylü işçilerin değişik ocaklara dağıtılması kesin kural halini almıştır.)
Maden işçilerinin işçilik çeşitleri; Kazmacı, kazmacı yedeği, kürekçi, arabacı, direkçi, pasacı, lağımcı, melemetçi, tamirci, marangoz, kasacı, taramacı, saccı, vinçci, varageleci, direkçilik şeklindeydi.
 Köylüler toprak tabanlı, tavanı akan, penceresiz, tek ocaklı 80-100 kişilik kulübelerde yan yana balık istifi yatarlardı. Kışın bu sorun yaratmazdı yazın ise çalı diplerinde uyurlardı. Bit, pire, tahtakurusu ve kene köylünün ayrılmaz konuklarıdır.
Köylü işçilerin başlıca yiyecekleri ekmek, zeytin, helva, köyden getirilen yufka ve keş idi. Bunlar bitince “Ekonoma” denilen madenci dükkânlarından fahiş fiyatlarla ihtiyaçlar alınır işçilik ücretlerinden kesilirdi.
Köy ağaları ve tefecilerin alacakları maaş dağıtım gününde çavuşlar veya özel görevlendirilen kişilerce tahsil edilirdi. Ücretlerin birkaç ay gecikme veya hiç ödenmediği de olurdu.
Küçük kusurların cezası gündelik sıfırlaması idi. Bu tutum, Havza devletleştirilip, iş Kanunu etkinlik kazanıncaya kadar sürdü. Bu ayıplı işleri ne yazık ki, ben de yaptım. Üretimde çalışıp da bu ayıbı işlemekten kurtulabilmiş meslektaşım olabileceğini de sanmıyorum.
Çavuşlar, peşlerinde getirdikleri işçi sayısına göre değerlendirilirdi. İşçi gereksinimi artınca Çavuşlarında önemi arttı. Aybaşlarında ve ayın 15’lerin de Beycuma, Çaycuma, Devrek, Bartın, Çaylıoğlu, Tefen, Ereğli ve öteki pazarlarda madencilerin ajanları çavuş ve işçi avlardı. Bu işle yüksek yevmiyenin garantörü pozunda mühendislerde görevlendirilirdi.”
1939 yılında II. Dünya Savaşı patladı havzada hala devletin istediği düzeyde kömür üretilemiyordu. Savunma hazırlıkları durumu daha da sıkışık bir hale soktu.26 Ocak 1940’da 3780 sayılı yasa ona dayanılarak 26 Şubat 1940 tarihinde 2/12899 sayılı kararname ile “Ücretli İş Mükellefiyeti” kuruldu. Kömür satışının tek elden yönetilmesi amacıyla “Ereğli Havzası Kömürleri Satış Birliği Teşkili Hakkında Kararname” aynı gün çıkarıldı. Ama beklenen üretim artışı tekrar sağlanamadı nihayet köktenci bir çözüm yolu olarak devletleştirme kararlaştırıldı.15 Ekim 1940 tarihli ve 2/14547 sayılı kararname ile yani 5 ay sonra havza bütünü ile Etibank’a devroldu.
İkinci Dünya Savaşı'nın patlamasıyla eşzamanlı bir zorunluluk olarak doğan Füzyon Dönemi'nde, Havza Müdürlüğü’ne bağlı olarak kurulan Ücretli İş Mükellefiyeti Müdürlüğü’nün başına Kadri YERSEL getirildi.
Bu dönemi yine ilk elden Kadri YERSEL’in dilinden gözlemleyelim; “Yakın köylerdeki işçiler yürüyerek, diledikleri ocaklara geliyorlardı. Avantaj sağlamak ve işçi sayısını arttırmak için Ereğli, Devrek, Bartın, Çaycuma, Çaylıoğlu gibi toplantı yerlerinden işçileri kamyonlarla, deniz motorlarıyla ocaklara getirip götürmeye başladık.
           Köylerde, Cumalarda (Köylerin pazar yerleri) kılavuzlar ve ağalar kullanıyorduk. Nizamsız, düzensiz ve aldatmaca temeline dayalı bir işçi pazarı oluştu. Kazananlar sadece aracılardı. Ocaklardaki hoyrat istihdam ve ücret takdirindeki keyfilikler eskisi gibi sürüyordu.
Mükellefiyete tabi tutulacaklar için Havza Maden Müdürlüğünün, seferberlik planına göre hazırladığı 20.000 kişilik 3 tecil (askerlik ertelemesi) listesinin uygulamasına geçildi. Buna göre 1.ve 2. listedekiler çalışırken 3. listedekiler dinlenecek ve böylece sayısal artma sağlanamasa bile çalışma süresi uzayacağından üretim arttırılacaktı. Ama bu hesap tutmadı. Çünkü listelerde ölüm, yer değiştirme, ad ve soyadı tutmazlığı, ana baba adı farklılıkları doğum tarihi yanlışlıkları yüzünden listelerde %50 ye yakın tutarsızlık vardı. Askerlikten kurtulmak isteyen işçilikle ilgisi olmayanlarda listeye yazılmışlardı. İş kaçaklarının izlenmesi çok zordu.

Devlet, işçi üzerine bir zor düzeni getirmişti. Ama ücret tarafını işverenin insafına bırakmıştı. Zor uygulamasının tüm çirkinlikleri baş gösterdi. Bir zamanlar işçi olmadıkları halde kendilerini listelere yazdıranlar, asker kaçaklığından “mükellefiyet mağduru” haline dönüştüler.
Yasanın, askerlikten başka etkin müeyyidesi yoktu. Kaçakları kovalamak, yakalamak ve iş yerine teslim etmek yeterli olmuyordu. Yine kaçıyorlardı. Normal jandarma gücü yetmez oldu. Takviye edildi. Kaçanlar, askere alınıp işçi taburu oluşturuldu.
Havza devletleştirildiği için, bu zor uygulamasından özel çıkar sağlanması sakıncası bertaraf edilmişti. Ama ücret takdirinin keyfiliği sürüyordu.
Cezanın yanında teşvik önlemlerinin alınmasına da girişildi. Çaycuma, Devrek, Ereğli gibi toplama merkezlerinde devamlı ve verimli çalışan işçilerin ailelerine normal bedellerle tahıl ve çaput vermeye başladık etkilide oldu.
Dolaştığım köylerin çoğunda cam, yatak, yorgan, çatal, tabak; rastlanması zor lüks bir eşya idi. Masa ve sandalye de çoğunlukla bulunmazdı. Hayvan postlarına yaslanıp, ayakları ocağa doğru uzatıp yatarken yastık yerine kullanılan kertikli kütüklerde uyuyanlar bile vardı. Uygarlık düzeyi böylesine ilkel olunca, daha çok kazanmaya gereksinim duyuracak istek baskısı da en azda kalıyordu. Savaş sırasında Hisarönü köylerinden birine uğramıştım.20 kadar işçi tifüsten yatıyordu.”
O dönemde Devrek’te 8. Tümen konuşlandırılmıştır. Devrek, ana merkez konumundadır. Ereğli, Tefen, Çaycuma ile ilişkiler oradan yürütülürdü. Kadri YERSEL Devrek’e gidişlerinin birinde eşini de yanında götürünce bu onun şikâyet edilmesine sebep olur.”Devlet vasıtasında kadın gezdiriyor” gerekçesi ile görevden alınır. Kozlu da bölüm mühendisliğine nakledilir. (Anılarında bu olayın 1941 veya 1942 yılında olduğunu belirtir.)
Bedri BEKİROĞLU o dönemde Müessese Müdürü idi. O kurumun başına geçtiğinde maden direği sıkıntısı vardı. Bunu yazılı ve sözlü olarak belirtmesine rağmen hükümet gerekli önlemi almamıştı.1942 yılında kömür üretimi direksizlik yüzünden durdu. Ve Bedri BEKİROĞLU suçlanarak görevden alındı. Yerine İhsan SOYAK atandı.
İhsan SOYAK genç ve dinamikti iktidar çevrelerinde etkin bir kişilikti. Onun çalışmaları sayesinde direk sorunu aşıldı. Ama savaş sürüyordu. İşçi sayısı yetersizdi. Ayrıca üretimin duraklaması demiryolu taşımacılığını da aksatmıştı. Üretimin yükseltilmesi konusunda hükümet baskısı çok daha arttı. Yerel değimle zar zor günleri ile üretim arttırılmaya çalışıldı.
Kadri YERSEL İş Mükellefiyeti Müdürlüğüne tekrar getirildi. 1942 yılında meydana gelen Kandillinin Çamlı Ocağındaki grizu patlamasında 63 işçi vefat etti. Kadri YERSEL anılarında bunun sebebini üretim baskısından doğan koşullarda güvensiz elektrik donanımının kullanılması olarak açıklar.
Almanya’nın savaşı kaybedeceği yavaş yavaş belli olmaya başlayınca savaş ve askerlik korkusu hafifledi, mükellefiyete direniş ve işten kaçma olayları arttı. Hükümet için kanbur olan bu durum ortaya çıktı. Hükümet şartlar değiştiğinden sistemi kaldırmak istiyordu. Bu konuda İhsan SOYAK ve Kadri YERSEL TBMMM komisyonunda görüşleri alınmak üzere telgrafla Ankara’ya çağrıldılar. Konu ücretli iş mükellefiyetinin ne zaman kaldırılacağı idi. İhsan SOYAK uygulamamanın devamı hakkında Kadri YERSEL ise bazı koşullara bağlı olarak zaman dilimlerine ayrılarak kaldırılması hakkında görüş bildirdiler.
            Kadri YERSEL 1944 yılında ise İş mükellefiyetinin kaldırılması koşullarını saptamak üzere, Bakan Fuad SİRMEN’in özel talimatıyla Garp Linyitleri İşletmelerine geçti.
Daha sonra Garp Linyitleri İşletmelerinden ayrılarak Başbakanlık Yüksek Murakabe
Heyeti'nde görev aldı. Demokrat Partinin iktidara gelişiyle birlikte Heyet'ten ayrıldı ve MONTAN A.Ş'nin Acıpayam'daki krom ocakları ile Tavas'da ki manganez ocaklarında çalışmaya başladı. Anılan şirketten 1954'de ayrılarak İzmir’de serbest çalışmaya başladı. Bu seçiminde çocuklarının eğitim durumları etkili olmuştur. Kadri YERSEL’in küçük sermayesi kısa sürede tükenince.1958'de “ilk işvereni” olan Türk Maadin'in Kavak'taki krom ocaklarını yönetmeye başladı. 1962'den itibaren Maden Dairesi Başkanlığı da dahil olmak üzere, ETİBANK’ın çeşitli kademelerinde görevler üstlendi.1972'de emekliye ayrıldı. Türkiye Maden Mühendisleri Odasınca 1981’de 50 yılı aşan hizmetleri için “Onur Belgesi” ile ödüllendirildi. Çeşitli gazete ve dergilerde madencilikle ilgili makaleler yazdı. Kadri YERSEL‘in zar zor günlerle akıp giden koca ömrü 86 yaşında 8 Ekim 1993 günü tükendi.
Kadri YERSEL 1989 yılında anılarını ve madencilikle ilgili görüşlerini sunduğu kitabında genç kuşaklara şöyle sesleniyor:
82 yaşın sislediği belleğimi ve usumu zorlayarak çalıştım. Gençler eksiklerimi tamamlaya, yanlışlarımı düzelte, yorumlarımı olgunlaştıra Ve kusurlarımı bağışlaya!


KAYNAKLAR

1-MADENCİLİKTE BİR ÖMÜR KADRİ YERSEL MAYIS 1989 İSTANBUL
2-MAKALE :"İLK VE SON MÜKELLEFLİK" ARASINDA VE DAHA SONRASINDAKİ ZARZOR GÜNLERLE AKIP GİDEN KOCA DİR ÖMÜR NİHAYET TÜKENDİ”
MADENCİLİK BÜLTENİ SAYI: 28 EYLÜL-EKİM 1993 SAYFA 23


  GÜRDAL ÖZÇAKIR

MART 2012
KDZ.EREĞLİ








24 Mart 2012 Cumartesi

“ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ”

2012 MADENCİ EDEBİYATI MANSİYON ÖDÜLLÜ ÇALIŞMANIN ÖZETİ
“ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ”
BİR OKULUN BİR HAYALİN HİKÂYESİ

“ Bizde ekseriya atılan kuvvetli adımlar ve ümit verici teşebbüsler sonradan ferdi ve sosyal etkenlerin tesiri altında duraklayıp geriler.”
Bu tespit 1954 yılında yayımlanan İş Dergisi’nin 20-159 no’lu sayısındaki makalede Mehmet Refik FENMEN’in dilinden Zonguldak Yüksek Maadin ve Sanayi Mektebi’nin açılmasından kapanmasına kadar geçen süreci en güzel şekilde ifade ediyor.
İzmir İktisat Kongresi ( 17 Şubat - 4 Mart 1923 ) önemli sonuçlarından biri de “Maden Sorunları” görüşülürken alınan “ En mühim bir servet kaynağı olan madenlerimizin kendi fen adamlarımız tarafından ilmi bir surette tetkik edilmesi ” kararıdır. Bu karar bir anlamda 20 Ekim 1924  ( 20 Teşrin-i Evvel 1340 ) Pazartesi günü açılacak olan Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi’ni ( Zonguldak Maden Mühendisi Yüksek Okulu ) müjdeliyordu. Okulun açılışı ve öğretime başlaması savaş yorgunu olan yoklukla sefaletle boğuşan yeni Cumhuriyet’in ilk önemli eğitim atılımıdır. (1)
1924'den önce Türkiye'de bir kaç tane maden mühendisi bulunmaktadır. Bazı çalışmalarda ki verilere göre bu rakam 37 civarındadır. Kaldı ki bu 37 maden mühendisinden bazıları maden ve petrol mühendisi veya jeolog-maden mühendisi gibi günümüzde net karşılığı olmayan diplomalara sahiptir. Bu mühendisler, Fransa'da veya Almanya'da öğrenim görmüşlerdir. ( Reşit GENÇER, Abdullah Hüsrev GULEMAN, Hadi YENER, Seferiadis vb.)  (2)
OKULUN AÇILIŞI VE YAPISI
Yüksek Maadin ve Sa­nayi Mühendis Mektebi ( Zon­guldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebi) Türkiye Cumhuriyeti'nin madencilik alanında maden mühendisi yetiştiren ilk yüksekokulu olma özelliğini taşır. (3)
            Türkiye’deki “Türk Maden Teknik Elemanı” miktarının yetersizliği dikkate alınarak, madenciliğin ihtiyaç duyduğu mühendisleri yetiştirmek üzere Ticaret Vekâleti’nin kararı ile kurulan okul 20 Ekim 1924 Pazartesi günü yapılan açılış töreninin ardından öğretime başlamıştır.
Okul ilk mezunlarını 1927 - 1928 ders yılı sonunda vermiştir. Bundan sonra üç dönem daha me­zun veren okul 1930 -1931 ders yılından sonra İktisat Vekâleti’nin aldığı ani bir karar ile kapatılmış, ilk üç sınıftaki öğrenciler İstanbul'daki Yüksek Mühendis Mektebi'ne devredilmiştir.
Okulun açıldığı ilk dönemlerde kullanılan binalar I. Dünya Savaşı sırasında havzadaki şirketler­den toplanan paralarla kışla olarak inşa edilmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın ardın­dan bu binalar dönemin Havza-i Fahmiye Müdürü olan Hüseyin Fehmi
( İMER ) Bey'in girişimi ve böl­ge komutanı Hayri Bey'in de yardımıyla Havza-i Fahmiye ( Zonguldak Kömür Bölgesi ) emrine bırakılmış­tır.
        Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi asıl ge­lişimini İstanbul Darülfünunu Fen Fakültesi Umumi Fizik ( Elektrik Kısmı ) mü­derrisi ve elektrik mühendisi Mehmet Refik ( FENMEN ) Bey'in mü­dürlüğe atanmasından sonra göstermiştir. ( 4 )
Okulun kuruluşunda, za­manın en gelişmiş okullarından Belçika'nın Mons şehrindeki "Ecole des Mines" örnek alınmıştır. ( 5 )
Mehmet Refik FENMEN Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi’ne 1925 yılında müdür olarak tayin edilmiştir. Cumhuriyet döneminin bu ilk yüksek öğretim kurumunu, Türkiye açısından örnek teşkil edecek bir mühendislik okulu haline getiren Mehmet Refik FENMEN’dir. 1928 yılında Havzayı Fahmiye (Kömür Havzası) Umum Müdürlüğü’ne de getirilmesi, okulun uygulamayla iç içe maden mühendisleri yetiştirmesine büyük katkıda bulunmuştur. Okul, tam olarak belirlemeyen nedenlerden ötürü 1931 yılında kapatılmış, Mehmet Refik FENMEN de, 1932 yılında İstanbul Mıntıkası Sanayii Müdürlüğü’ne atanmıştır. Mehmet Refik FENMEN’in, daha önce İstanbul’da Mühendis Mektebi müdürlüğünde ve Darülfünun’da edindiği idarecilik ve öğretmenlik deneyimlerini, Zonguldak maden okulunda en iyi şekilde kullandığı söylenebilir. İstanbul’da Mühendis Mektebi’ndeki uygulamalarıyla, Zonguldak’taki uygulamaları karşılaştırıldığında, bu daha da iyi anlaşılacaktır.
Mevcut bilgilere ek olarak iki noktaya daha değinilebilir. Birincisi, Mehmet Refik FENMEN’in Darülfünun’da olduğu gibi, Zonguldak’ta da Einstein’ın görelilik kuramının derslerde okutulmasını sağlamış olmasıdır. 1931 tarihli Zonguldak “Maadin ve Sanayi Mühendisi Mektebi-Talebe Rehberi”ne göre, 2. sınıfta okutulan “Hareket ve Kuvvaniyet” dersi bünyesinde “Hususî ve Umumî İzafiyet Nazariyesi”ne yani özel ve genel görelilik kuramına yer verilmiştir. İkinci olarak da, Mehmet Refik FENMEN’in, daha önce Osmanlıca olarak Arap harfleriyle yayınladığı “Fenn-i Elektrik ve Tatbikat-ı Sınaiyesi” adlı kitabını geliştirerek tekrar yayınlamış olmasıdır. Kitabın 1929 yılında Latin harfli olarak yayınlanan 3. basımı, “Zonguldak Yüksek Maden Mühendis Mektebi Dersleri: Elektriğin Sınaî Tatbikatı” adını taşımaktadır.
                                                                                                                             (6)
Mehmet Refik FENMEN, Zonguldak Yüksek Maadin ve Sanayi Mektebi’ne geliş amacını sonradan şöyle açıklamaktadır; “Bu sevimli endüstri bölgesinde, kurulacak bir mektep de, İstanbul Yüksek Mühendis Mektebi’nde, gerek talebelik hayatımda gerek sonraları, hükümetimizin emriyle yapmış olduğum müşahede ve tetkiklerime, güzel bir tatbik sahası bulmuş olmak benim için büyük bir mazhariyet idi.” (7)
OKULUN AÇILIŞ AMACI VE EĞİTİM KADROSU
            Okulun açılış amacı “ Madenlerin çıkarılmasında ve sanayi de madenlerin işletil­mesinde teorik ve pratik gerekli bilgi­ye sahip maden mühendisleri yetiştirmektir.” Bu amaçla açılan okulun öğrenim süresi dört yıl olup eğitim parasız ve yatılıdır. ( 8 )
Mehmet Refik Bey bir yandan havzada çalışan ve özellikle Almanya'da öğrenim görmüş olan maden mühendislerini muallim olarak okula alırken öte yandan da özellikle Belçika'dan sözleşmeli öğretim elemanları getirilmesini sağlamıştır. ( 9 )
1926-1927 döneminde başlayan meslek dersleri ( Petrografi, Şimendifer, İş­letme, İzabe, Topografya, İnşaat, Arziyat) için Belçika'dan 4 ve Fransızca der­si için İsviçre'den 1 Profesör getirtilerek dersler Fransızca verilmeye başlan­mıştır. ( 10 )
Bütün bu çalışmalar sonucunda güçlü bir öğretim kadrosu oluşmuştur.
Okulun eğitim kadrosundan tespit edilen eğitimciler şunlardır:
Mehmet Refik FENMEN: Müdür Vekili ve Elektrik Müderrisi (Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi Müdürü), Mehmet Arif BEYİİKÇİ: Kimya Müderrisi, Kerim ERİM: Matematik Muallimi, Hayri DENER:  Fizik Muallimi, Nazım Bey: Resm-i Hendese Muallimi * , Hafız Bey: Resm-i Hendese Muallimi ve Tatbiki Mihanik ( Uygulamalı Mekanik ) Bahattin BİRSAN: Jeoloji Muallim Muavini ( 1928 Mezunu Okul Birincisi ),M. KESLINGER: Arziyat ( Jeoloji ) ve Paleontoloji Müderrisi,  PLUMIER (Pülümiye) : Belçikalı, CHARLES (Şarl ) : Belçikalı Jeoloji Müderrisi,GARET  (Gare ) : Belçikalı Makine Müderrisi, GUINGNARD (Ginyar): Belçikalı Maden İşletme Müderrisi, N. SOUPERTE:Belçikalı Kimya Muallimi, RUDOLF PIRJANE: Fransızca Muallimi, Bedri Hüsnü BEKİROĞLU,
Naci ÜÇER, Halil PEKMEN,Cemal Zühtü AYSAN,Tevfik AYYILDIZ: (1928 yılı mezunlarından)*,
                                                                                                                               ( 11 )

MEHMET REFİK FENMEN’İN FAALİYETLERİ
Maden mektebi ilk kurulduğunda, Zonguldak’ta, iki katlı mütevazı bir binaya yerleşmiş, üç sınıflı, ortaokul mezunu kabul eden bir orta derecede yatılı bir okuldu. Bu okulda sadece basit kimya laboratuarı vardı. Parasız ve yatılı öğrenci kabul eden bu okul, çoğunluğu Anadolu’dan gelmiş fakir fakat okuma isteği azmiyle yanıp tutuşan öğrencilerle dolmuştu. Mehmet Refik FENMEN okulunu anlatırken, “talebesinin madenciliğe olan sönmez aşkı, muallimlerin fedakârlığı bu mütevazı müesseseye canlı bir ruh veriyor, emin bir istikbal vaad ediyordu. Karadeniz’in madenlere yakınlığı, arazisinin vüs’ati (zenginliği) müessesenin inkişafını (gelişimini) temin edecek başlıca unsurlardan idi” demektedir. Çok kısa surede hızlı bir gelişme gösteren bu okul, yabancı dilde eğitim yapan, öğrencilerini yurtdışı stajlara gönderen, sosyal ve sportif etkinlikleriyle (basketbol, atletizm, futbol ve tenis) küçük fakat günümüz koşullarında bile çağdaş sayılabilecek bir üniversite kimliği kazanmıştır. Mezunları ülkemizin çok farklı yörelerinde, yurt madenciliğinin gelişmesine katkıda bulunacaklardır. Bunlardan bazıları da, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli kömür havzası olan Zonguldak’ta madencilik çalışmalarını sürdüreceklerdir. (12)
Mehmet Refik Bey'in bakış açısı, deneyimi ve gayreti sonucunda okul hız­lı bir gelişim göstermiştir. Öncelikle üç tane yeni bina yapılarak yerleşim soru­nu çözülmüş, başta sınaî kimya olmak üzere laboratuarlar kurularak donatıl­mış, mineraloji ve petrografi koleksiyonları oluşturulmuştur.
Mehmet Refik Bey öğrencilerin Fransızca öğrenmesi için büyük gayret göstermiş ve bunu başarmıştır. Yabancı hocalar derslerini Fransızca olarak anlatmaktadır­lar. Başlangıçta dersler tercüme edilirken daha sonra öğrenciler doğrudan dersleri anlayabilecek düzeye gelmişlerdir. Öğrenciler Fransızca öğrenmeleri­ni sağlamak için dersler dışında da aralarında Fransızca konuşmaya zorlamıştır. Mehmet Refik Bey Fransızca öğrenme yanında öğrencilerin sosyal bakımdan geli­şimine de büyük önem vermiştir. Spor olarak futbol, voleybol ve tenise önem vererek bu alanlarda öğretmenler getirmiştir. Binicilik ise zaten zorunlu bir derstir. ( 13 )
Laboratuarlarıyla, koleksiyonlarıyla, her türlü cihazlarıyla zamanın en modern Maden Yüksek Mühendisi Mektebi halinde çabuk gelişen bu okulun mezunları, tatilleri sırasında Türkiye’deki madenlerde ve mezuniyeti takiben 3 ay da Avrupa’daki madenlerde ciddi bir stajdan geçirildikleri için, mevcut yerli yabancı maden şirketlerince maddi ve manevi çok iyi şartlarda derhal angaje edilmişlerdir. Öğrenciler her tedris yılı sonunda bir ay ocaklarda işçi gibi çalışarak staj yaptıkları gibi, okulu bitirince de Avrupa’daki maden ocaklarına staja gönderilirdi. Bu stajlarını başarı ile tamamlamayanlara da diplomaları verilmezdi. ( 14)
             Okulun 1930-1931 yılı mezunlarından Enver Necdet EGERAN, Mehmet Refik FENMEN ve okuldaki eğitim hakkında şu bilgileri veriyor:
“Refik Bey’i, 1927’de Zonguldak Maden Yüksek Mühendis Mektebi’ne girdiğimde tanıdım. Hem okulun müdürüydü, hem de elektrik derslerini veriyordu. 1925’den 1927’ye kadar, hepsi kendi alanlarında isim yapmış olan matematik profesörü Kerim Bey, fizik profesörü Hayri Bey ve kimya profesörü Arif Bey sıra mesleki derslere gelene kadar ders vermişlerdi.
Mehmet Refik Bey, mesleki dersler için yabancı uzmanlar getirtti. O kadar titizdi ki, yabancı hocalarla bizzat mülakat yapar, ondan sonra sözleşme imzalardı. Dersleri tam olarak kendileri takip etsin diye tüm talebeye Fransızca kursları aldırdı. Mezun olduktan uzun yıllar sonra MTA’da çalışırken, İstanbul Yüksek Mühendis Mektebi’nden mezun bir meslektaşım ile bir konuda anlaşamadık. Kendi iddiasının doğru olduğunu ispat etmek için mektepte tuttuğu notları getirdi. Ben ona, mektepte okuduğumuz kitabı gösterdim, Arkadaşımın notlarında tercümeden kaynaklanan bir hata vardı. Aramızdaki fark buydu.”
Mehmet Refik FENMEN 1927 yılında “Ameli Telsizcilik ve Ameli Otomobilcilik” kitapları ile Max PLANCK’ın “Işığın Doğası” isimli eserinin çevirisini yayınladı. 1930-31 yıllarında ise 3 ciltlik “Elektroteknik” kitabı ile termodinamik ve yanma üzerine 2 ciltlik “Hararetin Tekniği” adlı eserlerini tamamladı. Tüm bu yayınları, Zonguldak Maden Mühendis Mektebi’nde öğrencilere ders kitabı olarak okutuluyordu.                  
                                                                                                                           (15)

                                   OKULDA OKUTULAN DERSLER
            Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti tarafından 22 Nisan 1930'da Ankara'da bir sanayi kongresi toplanmıştır. Maden İhracı Sanayii kapsamındaki "Zonguldak Raporu"nun "Sınaî Tedri­sat"
bölümünde Türkiye'deki madenlerin gelişimine yardımcı olmak üzere Ça­vuş, Başçavuş ve Messah (Ölçüm Elemanı) yetiştirilmesi gereği üzerinde durulmuş ve "bu mes­lek sahiplerini yetiştirmek üzere Zonguldak Yüksek Maden Mühendis Mektebi'ne ilâveten bir maden meslek şubesinin açılması" önerilmiştir.
Burada önerilen günümüzdeki deyimiyle "endüstri mühendisliği"dir ve En­cümen "hükümetçe bütün bu hususların ehemmiyetle nazara itibara alınma­sını" arz etmektedir.
          Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi müdürü Mehmet Refik Bey kongreye sunduğu "Sınaî Tedrisat" başlıklı raporunda çeşitli örnekler vererek yaptığı açıklamaların ardından sanayi mühendis­lerinin yetiştirilmesi konusunda aşağıdaki öneriyi getirmiştir.
“ İşte, bize lâzım olan bu mühendisleri en az bir masrafla yetiştirmek için elimizde müstesna bir fırsat var. Yüksek maden mühendisi mektebimize üçü ecnebi olmak üzere mevcut 14 mühendis muallim sanayi mühendisliği için lazım olan derslerin birçoğunu bugün tedris ediyorlar. Sanayi mühendisliği için lazım olup ta Yüksek Maden Mühendisi Mektebinde tedris olunmakta olan fenler şunlardır:
Yüksek Riyaziyat, Sınaî Fizik, Fizik, Sınaî Elektrik,Tahlili Mihanik,Jeoloji ve Madeniyat,Kimya,Topografya,Tahlil-i Kimya,Makine İnşaatı, Hendese-i Resmiye    
Tatbiki Mihanik,Muvazenet-i Tersimiye, Ahşap, Kargir İnşaat, Mukavemet-i Ecsam,Demir ve Betonarme İnşaat,Termodinamik,Fenni İzabe

Bu derslere yalnız sanayi dersleri ilavesi ile bugün müteşebbis sermayedar­larımızın ihtiyacı olan sanayi mühendislerinin yetiştirilmesi mümkündür." (16)
Yukarıda ki verilerle ile beraber okulda okutulan dersler hakkında ayrıntılı bilgiye sahip oluyoruz.
Ayrıca bu derslerden başka Ahmet Cemil Beyin şehadetnamesinde tespit ettiğimiz şu derslerde okutulmuştur:
Paleontoloji, Umumi ve Tatbiki Arziyyat, Maadin İşletmesi    (17)
1930 Sanayi Kongresi'nin ardından okulun adı Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi olmuştur. Bu durum kongreye sunulan raporlar doğrultu­sunda maden mühendisi yanında sanayi mühendisi yetiştirme konusunda ha­zırlıklar yapıldığını göstermektedir. ( 18)
OKULUN KAPATILMASINA GİDEN ESRARENGİZ SÜREÇ
1931 yılında kapatılan Mühendis Mektebi, "Jeometr (Maden Topografı), Başçavuş" gibi teknik eleman yetiştiren iki yıllık meslek okuluna dönüştürülür. "Maden Meslek Mektebi" adıyla eğitime devam edilen okulda, 1931-1932 ve 1932-1933 yıllarında iki devrede 35 öğrenciye "başçavuş" eğitimi verilir. Okul Müdürü Mehmet Refik FENMEN, 1932 yılı sonunda 7 yıl hizmetten sonra İstanbul'a ta­yin olur.(19)
1931 yılı başlarında okula Viyana'dan bir Jeoloji ve Paleontoloji profesörü getirtilmesi için İktisat Vekâleti’nin isteği üzerine İcra Vekilleri Heyeti kararı alınmış olması okulun kapatılması gibi bir konunun gerek iktisat Vekâleti’nin ve gerekse hükümetin gündeminde olmadığını kanıtlamaktadır.
Bundan kısa bir süre sonra okulun 1931 yılı ortalarında iktisat Vekâleti ta­rafından yeterli sayıda maden mühendisinin yetiştirildiği ve daha fazlasının iş­siz kalacağı, 1929 ekonomik bunalımının Türkiye'yi de etkilemiş olduğu ve hükümetin tasarruf önlemleri alması gibi gerekçelerle kapatılmış olması inan­dırıcı değildir. Bu tarihten sonra çeşitli kurum ve kuruluşlar adına maden mühendisliği öğrenimi görmek üzere çok sayıda öğrenci başta Almanya ol­mak üzere çeşitli Avrupa ülkelerine gönderildiği gibi Zonguldak havzasında da çok sayıda yabancı maden mühendisi çalışmaktadır.
Bütün bunlar göz önüne alındığında okulun kapatılma­sının altında başka nedenlerin olduğu kuşkusu ortaya çıkmaktadır. Kadri YER­SEL ve Enver Necdet EGERAN gibi okulla ilgili anılarını yazmış olan mezunlar da bu konuda susmayı tercih etmişlerdir. ( 20 )
Okulun kapanma sebebini araştıran emekli madenci araştırmacı yazar Erol ÇATMA’nın bu konudaki tespitleri şu şekildedir:
Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi’nin kapanışı konusunda yaptığım araştırmalardan kesin bir netice alamadım. Bu okulun 1929-1930 yılı mezunlarından Bahri SAVAŞKAN, bir röportajda bana şunları söylemiştir:
"Ortada neden kapatıldığına dair sarih bir şey yok. O tarihte 70 mühendis yetiştirdikten sonra kapatılıyor. Tahmini olarak bir fikir yürütmek gerekirse 70 mühendis Türkiye'ye yeter deniliyor. Fakat o konuda hata edildi."
Bu cevabın ardından, “Hocam, yabancı mühendisler bizimkilerin iki katı maaş alıyorlardı. Bizden yetişen mühendise ihtiyaç olmasına rağmen, okulun kapatılmasını anlamakta zorluk çekiyorum.” Doğrultusundaki sorumu, Bahri SAVAŞKAN şöyle yanıtladı:
“Şirketler, yabancı mühendislere verdikleri paradan sonra, devlete de para veriyorlardı. Ama ondan sonra değişti tabii bu. Türk Mühendisler çoğalınca, yabancı mühendisler azaldı.” Bahri SAVAŞKAN'ın okulun kapatılması konusunda tatmin edici bir şey söylememesi pek ikna edici olmadı ve konu karanlıkta kaldı. (21)
Bir Kafkasya Şehidi'nin yetimi ve dolayısıyla Darüşşefaka'nın bir diğer mezunu olan merhum Kadri YERSEL’in, daha Kurtuluş Savaşı'nın tozu dumanı bile dağılmadan parlayan ve 1931 yılında Zonguldak'ta söndürülen bilim ve fen kıvılcımı ile ilgili olarak yayınlanmış anılarında aktardıkları ise şöyledir: “ Okuldan 70 mühendis yetişmişti. Bir deyişe göre bu sayı yeterli görüldüğünden, diğer bir deyişe göre o yıllardaki büyük ekonomik buhranın zorlaması ile bu okul kapatıldı Geride kalan 3 sınıfın, hepsi de lise mezunu olan ve aralarında iki de kız bulunan öğrencileri, İstanbul'daki yüksek okullara nakledildiler. Birkaçı ile mühendis olarak karşılaştık. Ama kızların ne olduklarını öğrenemedim Kısa bir süre sonra bu kapatmanın yanlışlığı anlaşılarak maden teknisyenleri, açılan kurslarla mühendis statüsüne yükseltildiler. Batıya öğrenciler gönderildi.” (22) 
1927-1928 döneminde 16 kişi ile ilk mezunlarını veren yüksek okul, 1928-1929 döneminde 12, 1929-1930 döneminde 17, 1930-1931 döneminde de 25 kişi olmak üzere 7 yılda, 4 sınıftan toplam 70 mezun vermiştir. ( 23 )

1924 - 1925 döneminde açılan Mühendis Mektebi 1930-1931 mezunlarını verdikten sonra, mühendis eğitimi durdurulur ve 13.06.1931 tarihinde okul ka­patılır. Bu karar nedeniyle okulu bitiremeyen, hepsi lise mezunu, 1930-1931 döneminin üçüncü sınıftan 9, ikinci sınıftan 3, birinci sınıftan 25 olmak üzere toplam 37 öğrenci de İstanbul'daki yüksek okullara nakledilirler. ( 24 )
OKULUN İKİ BAYAN ÖĞRENCİSİ
Okulun ilk bayan öğrencisi 1328 (1912) doğumlu, Bolulu Galyocu zade Ali Rıza Beyin kızı, Erenköy Kız Lisesi mezunu, 01.10.1929 tarihinde 148 numara ile okul kaydı yapılan Emine Mediha Hanımdır. Emine Mediha Hanımın, Amelebirliği muhasibi (velisi) Fahri bey'in 14.12.1929 tarihinde yazılı müracaatı üzerine, bünyesi ve ahvali sıhhiyesinin müsait olmadığından dolayı kaydı okul idaresi tarafından 16.12.1929 tarihinde kaydı silinmiştir.
Okula, ikinci bayan öğrenci olarak 01.10.1930 tarihinde kaydı yapılan fakat ikmale kalması ve okulun kapatılması nedeniyle oku­lu bitiremeyen ve Türkiye'nin ilk bayan maden mühendisi olma şansını kaybe­den öğrenci ise 174 numaralı, Zonguldak'ta Fabrikatör olan Os­man Bey'in kız kardeşi, Semiha Hanım'dır. Ayrıca Semiha Hanım kütük defterindeki son öğrencidir. Okulu terk etme tarihi olarak 13.6.1931 tarihi yazılmıştır. (25)                            

İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi 1953'de kurulduğuna göre aradan geçen 22 yıl Türkiye madenciliği ve maden mühendisliği açısından kay­bedilmiş olan 22 yıldır. Zonguldak Maden Mühendis Mekteb-i Âlisi’nin mezun­ları Türkiye'deki madencilik sektöründe çok önemli yerlere gelmişler ve çok önemli katkılarda bulunmuşlardır. Okul ve mezunları konusunda 1930-1931 yılı mezunu Enver Necdet EGE­RAN tekrar aşağıdaki değerlendirmeyi yapmaktadır.
"Kapatılmamış olsaydı şimdiye kadar Avrupa'daki birçok üniversitenin çok üstünde talebe yetiştiren mükemmel bir Grande Ecole olarak devam edecekti. 1935 yılında ekonomiye devletçilik ağırlığı verilmek istendiği zaman, Zonguldak Maden Yüksek Mühendislerinin Avrupa ve Amerika'da tahsil görmüş Yüksek Mühendislerle birlikte yüze yakın bir yekün teşkil etmesi MTA, Etibank ve EKİ müesseselerinin kuruluşuna imkân vermiş ve devlet eliyle madenciliğin gelişti­rilmesi sağlanmıştır. Halen işletilmekte olan tüm önemli madenlerin ilk etüd ve aramalarında ve işletmelerinde fiilen çalışmış olan Zonguldak Maden Yüksek Mühendis Mektebi mezunlarının Türkiye madenciliğinde özel bir yeri vardır".
                                                                                                                                                                                 ( 26 )
Cumhuriyetin onuncu yılı dolayısıyla yayınlanan Cumhuriyetin Onuncu Yılında Zonguldak ve Maden Kömü­rü Havzası adlı kitapta sanki okul iki yıl önce kapatılmamış ve öğretime devam ediyormuş gibi "Yüksek Maadin ve Sanayi Mektebi" başlıklı bir bölüm (sayfa 138- 143) açılmıştır. Burada okulun kapandığın­dan hiç söz edilmeden dört dönemde mezun olanların adları ve toplu fotoğrafları ile bazı hocaların fo­toğrafları verilmiştir. Bunun arkasından "Maden Meslek Mektebi" bölümünde (sayfa 143 - 144) Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebine ilaveten birde Maden Meslek Mektebi'nin kurulmuş olduğun­dan söz edilmektedir. Oysa 1933'de bu okul da kapatılmıştır. Görüldüğü gibi okulun kapatılması teh­likeli ve eleştirilemez bir konu sayıldığından bundan hiç söz edilmemektedir. (29)
Tahir KARAUĞUZ’UN çıkardığı Zonguldak’ın ilk gazetesi “Zonguldak Gazetesi” ilk mezunların diploma töreni haberini sütunlarına büyük bir sevinç ve gururla taşımıştı. Haberin bir bölümünde şöyle yazmaktadır:

“ 28 Eylül günü bütün memleket münevverleri ile beraber yüksek mühendis mektebimizin yeni binasında ki salonda hazır bulunduk. Cumhuriyetin feyzi ilk mahsullerinden birini daha veriyordu.16 genç o gün ki hatiplerden birinin dediği gibi : “Hepsi yirmi, yirmi beş bahar görmüş on altı genç vatanın ufkuna 16 bahar fecri gibi tepelerden doğuyordu.” ( 31 )

Evet, bu tan ağarması Zonguldak’ın tepelerinde 7 sene devam etti. Ama maalesef ikindi güneşi gibi süzüldü kaybolup gidiverdi emeğin başkentinin semasından. Büyük âlim Kemal Paşazade’nin Yavuz Sultan Selim için yazdığı mersiyesinde ifade ettiği gibi:

            Şems-i asr idi, asrda şemsün
             Zilli memdûd olur zamanı kasir

            ( İkindi güneşi gibiydi; nitekim ikindi vakti güneşin gölgesi uzun olmakla birlikte, zamanı kısadır, çabucak geçiverir.

            Ya da çok muhabbet tez ayrılık getirdi.







KAYNAKÇA 


1-MADENCİLİK BÜLTENİ TEMMUZ ARALIK 2007 SAYI:82-83 SAYFA: 102
2- “CEMİYET 75 YAŞINDA” NADİR AVŞAROĞLU MADEN MÜHENDİSİ HAZİRAN 2005 SAYFA. 43 MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI DERGİSİ
3-ZONGULDAK KÖMÜR HAVZASI’NDA MADENCİLİK EĞİTİMİ VE MADEN MEKTEBİ ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI MURAT EKREM ZAMAN SAYFA: 34

4- ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ (1924-1931)

ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI PROF. DR. EMRE DÖLEN SAYFA: 21
5-ZONGULDAK KÖMÜR HAVZASI’NDA MADENCİLİK EĞİTİMİ VE MADEN MEKTEBİ ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI MURAT EKREM ZAMAN SAYFA: 37
6- ELEKTRİK MÜHENDİSİ MEHMET REFİK FENMEN: OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E

YENİLİKÇİ VE YORULMAZ BİR AYDIN OSMANLI BİLİMİ ARAŞTIRMALARI IX/1-2 (2007-2008) SAYFA:112 DR. MELTEM AKBAŞ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ BİLİM TARİHİ BÖLÜMÜ
7-MADENCİLİK BÜLTENİ TEMMUZ ARALIK 2007 SAYI:82-83 SAYFA: 102-103
8- ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ (1924-1931)

ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI PROF. DR. EMRE DÖLEN SAYFA: 22

9- ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ (1924-1931)

ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI PROF. DR. EMRE DÖLEN SAYFA: 25

10- ZONGULDAK KÖMÜR HAVZASI’NDA MADENCİLİK EĞİTİMİ VE MADEN MEKTEBİ ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI MURAT EKREM ZAMAN SAYFA: 37

11- ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ (1924-1931)
ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI PROF. DR. EMRE DÖLEN SAYFA: 25-26
* ZONGULDAK GAZETESİ 28 İLKTEŞRİN ( EKİM ) 1928 SAYI: 217

İLK MEZUNLARLA İLGİLİ FOTOĞRAFLI HABER GÜRDAL ÖZÇAKIR ARŞİVİ

12- MADENCİLİK BÜLTENİ TEMMUZ ARALIK 2007 SAYI:82-83 SAYFA: 103

13- ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ (1924-1931)

ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI PROF. DR. EMRE DÖLEN SAYFA: 26-27

14- TÜRKİYE’DE MADEN MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ TARİH

NADİR AVŞAROĞLU MADEN MÜHENDİSİ SAYFA: 25-26

15- MÜHENDİSLİK MİMARLIK ÖYKÜLERİ-2 ANKARA MAYIS 2006

REFİK FENMEN: MÜHENDİSLİĞİ VE EĞİTİMCİLİĞİ İLE ÖRNEK BİR FEN ADAMI
NERMİN FENMEN SAYFA: 55

16- ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ (1924-1931)

ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI

PROF. DR. EMRE DÖLEN SAYFA: 27-28-29

17- OKUL TARAFINDAN AHMET CEMİL BEYE VERİLEN ŞEHADETNAME SURETİ

18- ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ (1924-1931)

ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI

PROF. DR. EMRE DÖLEN SAYFA: 29

19-ZONGULDAK KÖMÜR HAVZASI’NDA MADENCİLİK EĞİTİMİ VE MADEN MEKTEBİ ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI MURAT EKREM ZAMAN SAYFA: 41

20- ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ (1924-1931)

ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI PROF. DR. EMRE DÖLEN SAYFA: 29-30
21-“HAVZAYI FAHMİYE'NİN FÜZYONU” ÖNCESİNDE, TC'NİN TEKNİK EĞİTİM VE İSTİHDAM POLİTİKALARI ÜZERİNE BİR DENEME
MADENCİLİK BÜLTENİ KASIM/1995-OCAK/1996 SAYI: 45 SAYFA:10

22-“HAVZAYI FAHMİYE'NİN FÜZYONU” ÖNCESİNDE, TC'NİN TEKNİK EĞİTİM VE İSTİHDAM POLİTİKALARI ÜZERİNE BİR DENEME

MADENCİLİK BÜLTENİ KASIM/1995-OCAK/1996 SAYI: 45 SAYFA:11 (DİPNOT)

23- ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ (1924-1931)
ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI PROF. DR. EMRE DÖLEN SAYFA: 30

24-ZONGULDAK KÖMÜR HAVZASI’NDA MADENCİLİK EĞİTİMİ VE MADEN MEKTEBİ ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI MURAT EKREM ZAMAN SAYFA:40

25- ZONGULDAK KÖMÜR HAVZASI’NDA MADENCİLİK EĞİTİMİ VE MADEN MEKTEBİ ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI MURAT EKREM ZAMAN SAYFA: 37
ZONGULDAK ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ ARŞİVİ ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ KÜTÜK DEFTERLERİ

26- ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ (1924-1931)
ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI PROF. DR. EMRE DÖLEN SAYFA: 30

27- TÜRKİYE’DE MADEN MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ TARİHÇESİ
NADİR AVŞAROĞLU MADEN MÜHENDİSİ SAYFA:27
28- MADEN MÜHENDİS MEKTEBİ-İ ÂLİSİ’NDE YENİ MÜHENDİS - YENİ İNSAN
HAMİT KALYONCU 9-10 KASIM 2006 "KARAELMAS ÜNİVERSİTESİ MADEN MÜHENDİS MEKTEBİ ÂLİSİ KONFERANSI"NA SUNULAN BİLDİRİ METNİ.

29- ZONGULDAK MADEN MÜHENDİS MEKTEB-İ ÂLİSİ (1924-1931)
ZONGULDAK KENT TARİHİ ’05 BİENALİ BİLDİRİLER KİTABI PROF. DR. EMRE DÖLEN SAYFA: 31
30-  *CUMHURİYETİN 10. YILINDA ZONGULDAK VE MADEN KÖMÜRÜ HAVZASI, TC. ZONGULDAK TİCARET VE SANAYİ ODASI, SANAYİİ NEFİSE MATBAASI, İSTANBUL (1933)
SAYFALAR:139-143
31-* ZONGULDAK GAZETESİ 28 İLKTEŞRİN ( EKİM ) 1928 SAYI: 217
İLK MEZUNLARLA İLGİLİ FOTOĞRAFLI HABER GÜRDAL ÖZÇAKIR ARŞİVİ
32- MADEN MÜHENDİS MEKTEBİ-İ ÂLİSİ’NDE YENİ MÜHENDİS - YENİ İNSAN
HAMİT KALYONCU 9-10 KASIM 2006 "KARAELMAS ÜNİVERSİTESİ MADEN MÜHENDİS MEKTEBİ ÂLİSİ KONFERANSI"NA SUNULAN BİLDİRİ METNİ.

33- KARAELMAS YANGINININ EDEBİYATIMIZDAKİ İZLERİ
BU YAZI EVRENSEL GAZETESİ’ NİN, 2 ARALIK 2006 TARİHLİ EVRENSELKENT EKİ NDE YAYIMLANMIŞTIR. http://haberzonguldak2.com/yazarlar/hkalyoncu/zonguldaktarihi_hk02.htm


35- MADEN MÜHENDİS MEKTEBİ-İ ÂLİSİ’NDE YENİ MÜHENDİS - YENİ İNSAN
HAMİT KALYONCU 9-10 KASIM 2006 "KARAELMAS ÜNİVERSİTESİ MADEN MÜHENDİS MEKTEBİ ÂLİSİ KONFERANSI"NA SUNULAN BİLDİRİ METNİ.

36- MADEN MÜHENDİS MEKTEBİ-İ ÂLİSİ’NDE YENİ MÜHENDİS - YENİ İNSAN
HAMİT KALYONCU 9-10 KASIM 2006 "KARAELMAS ÜNİVERSİTESİ MADEN MÜHENDİS MEKTEBİ ÂLİSİ KONFERANSI"NA SUNULAN BİLDİRİ METNİ.