29 Kasım 2009 Pazar

KDZ.EREĞLİ ANADOLU LİSESİ'NİN İSPANYA ZİYARETİ YEREL BASIN HABERLERİ

Anadolu Lisesi öğretmenleri İspanya yolcusuEreğli Anadolu Lisesi, “Comenius Okul Ortaklıkları” projesi kapsamında, İspanya’da düzenlenecek “Projede Çalışacak Öğretmenler Ve Öğrencilerin Hazırlık Proje Toplantıları”na katılacak. Okul Müdürü Suat Yazıcı, öğretmenler Gürdal Özçakır, Süheyda Alişan, Kenan Genç, Birsel Kapan, Hatice Yılmaz ve öğrenci Sevban Abdullah Yaman’dan oluşan çalışma ekibi 24-27 Kasım tarihleri arasında İspanya’da olacak.
Konu ile ilgili olarak yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Okulumuz Kdz. Ereğli Anadolu Lisesinin Avrupa Birliği Hayat Boyu Öğrenme Programı Comenius Okul Ortaklıkları Programına Europe: Transition from Traditional to Modern Society (Avrupa; Geleneksel Toplumdan Modern Topluma Geçiş) adlı projeye ortak okul olarak yaptığı başvuru Ağustos 2009’da kabul edilmiştir.
Ayrıca bu proje kapsamında kullanılması amacıyla 23.000 Euro hibe sağlanmıştır.
Okulumuz adına koordinatörlüğünü Tarih Öğretmeni Gürdal Özçakır’ın yürüttüğü projede Kdz. Ereğli yerel tarihi değerleri, toplumlar arası ön yargıların kırılması, dini ve kültürel diyalog, genç kuşakların bilgi paylaşımı gibi konular koordinatör Gürdal Özçakır tarafından projeye dâhil edilmiştir. Projede İspanya koordinatör ülke konumundadır. Toplam 7 ülke çalışmalara katılacaktır. Bunlar; İspanya, İtalya, Türkiye, Romanya, Avusturya, Hollanda ve Bulgaristan.
Proje konusuna göre ilgili branşlardan öğretmenlerden oluşan bir ekip kurulmuştur. İspanya, Hollanda, Avusturya ve İtalya’ya proje kapsamında bu ekip katılacak ayrıca toplam 12 öğrenci de bu ziyaretlere katılacaktır.
24–27 Kasım 2009 tarihleri arasında Okul Müdürümüz Suat Yazıcı, öğretmenlerimiz Gürdal Özçakır, Süheyda Alişan, Kenan Genç, Birsel Kapan, Hatice Yılmaz ve öğrencimiz Sevban Abdullah Yaman’dan oluşan çalışma ekibimiz İspanya’da Cordoba kentinde ortak ülkelerinde dâhil olduğu “Projede Çalışacak Öğretmenler Ve Öğrencilerin Hazırlık Proje Toplantıları”na katılacaklardır.
Comenius Program’ının temel amacı, "Okul Eğitimi" alanında Avrupa ülkeleriyle işbirliği yapmak suretiyle eğitimde kaliteyi artırmak ve kültürel diyalogu sağlayarak dil öğrenimini teşvik etmektir.
Comenius Okul Ortaklıkları Avrupa’daki okullar arasında işbirliğini teşvik etmek suretiyle eğitimde Avrupa boyutunu geliştirmeyi hedeflemektedir. Ortaklıklar, farklı ülkelerdeki öğrenci ve öğretmenlere ortak ilgi alanındaki bir veya daha fazla konuda birlikte çalışma fırsatı sağlamaktadır. Bazı ortaklıklar öğrencilerin aktif katılımına odaklanırken, diğerleri pedagojik veya okul ve eğitim konularına yoğunlaşmakta ve esas olarak öğretmenlerin ve idari personelin katılımını gerektirmektedir. Comenius Okul Ortaklıklarının bazıları dil odaklı olup öğrencilerin ortak ülkenin dilini tanıma fırsatı sağlamaktadır.
Okul Ortaklıkları projenin odaklandığı konu kapsamında yapılacak çalışmalar aracılığıyla; ekip çalışması, sosyal beceriler, proje faaliyetlerini planlama ve yürütme ile bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılmasında da öğrenci ve öğretmenlerin yetenek ve becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Ayrıca, farklı ülkelerden okullarla bir ortaklık içinde yer almak, öğrenci ve öğretmenlerin yabancı dillerini kullanmalarına ve geliştirmelerine imkân vererek ve yabancı dil öğrenmeye yönelik motivasyonlarını artırmaktadır.
Okul ve öğrenci odaklı ortaklıklar Çok Taraflı Ortaklıklar olup en az biri Avrupa Birliği üyesi ülke olmak üzere en az üç ülkenin ortaklığını gerektirir
Comenius Okul Ortaklıkları kapsamında yürütülen faaliyetlerinden bazı örnekler aşağıda verilmiştir.
§ Ortaklığa katılan bütün kurumlar arasında proje toplantısı,
§ Proje faaliyetlerine katılan öğretmen ve öğrencilerin hareketliliği
§ Yurtdışındaki ortak okullarla iyi uygulamaların ve tecrübelerin değişimi,
§ Alan çalışması, projeyle ilgili araştırmalar,
§ İş birliği faaliyetleriyle ilgili dokümanların tasarlanması, yayımlanması ve dağıtılması,
§ Teknik materyaller, çizimler ve sanat eserlerinin üretilmesi,
§ Gösteriler (tiyatro oyunları, müzikaller gibi),
§ Sergi organizasyonu, bilgi dokümanlarının üretilmesi ve dağıtılması,
§ Ortaklıkta kullanılan dil(ler)de gerekli yetkinliğe sahip olmalarını sağlamak için öğretmen ve öğrenciler için dil hazırlığı,
§ Özdeğerlendirme faaliyetleri,
§ Proje çıktıları ve tecrübelerin yaygınlaştırılması.”
http://www.ereglidtv.net/haberler.asp?haber=34327

CORDOBA'YA GİDİYORLAR24-27 Kasım 2009 tarihleri arasında Anadolu Lisesi Okul Müdürü Suat Yazıcı, öğretmenler Gürdal Özçakır, Süheyda Alişan, Kenan Genç, Birsel Kapan, Hatice Yılmaz ve öğrenci Sevban Abdullah Yaman'dan oluşan çalışma ekibi İspanya'da Cordoba kentinde ortak ülkelerinde dâhil olduğu "Projede Çalışacak Öğretmenler Ve Öğrencilerin Hazırlık Proje Toplantılarına katılacak. Proje Koordinatörü Tarih Öğretmeni Gürdal Özçakır yaptığı açıklamasında, "Okulumuz Kdz.Ereğli Anadolu Lisesinin Avrupa Birliği Hayat Boyu Öğrenme Programı Comenius Okul Ortaklıkları Programına Europe: Transition from Traditional to Modern Society (Avrupa;Geleneksel Toplum dan Modern Topluma Geçiş) adlı projeye ortak okul olarak yaptığı başvuru Ağustos 2009 'da kabul edilmiştir. Ayrıca bu proje kapsamında kullanılması amacıyla 23.000 Euro hibe sağlanmıştır. Okulumuz adına koordinatörlüğünü Tarih Öğretmeni Gürdal Özçakır’ın yürüttüğü projede Kdz. Ereğli Yerel Tarihi Değerleri, Toplumlar arası ön yargıların kırılması, Dini ve Kültürel Diyalog, Genç kuşakların bilgi paylaşımı gibi konular koordinatör Gürdal Özçakır tarafından projeye dâhil edilmiştir. Projede İspanya koordinatör ülke konumundadır. Toplam 7 ülke çalışmalara katılacaktır. Proje konusuna göre ilgili branşlardan Öğretmenlerden oluşan bir ekip kurulmuştur. İspanya, Hollanda, Avusturya ve İtalya'ya proje kapsamında bu ekip katılacak ayrıca toplam 12 öğrencide bu ziyaretlere katılacaktır. Comenius Program'ının temel amacı, "Okul Eğitimi" alanında Avrupa ülkeleriyle işbirliği yapmak suretiyle eğitimde kaliteyi artırmak ve kültürel diyalogu sağlayarak dil öğrenimini teşvik etmektir. Comenius Okul Ortaklıkları Avrupa'daki okullar arasında işbirliğini teşvik etmek suretiyle eğitimde Avrupa boyutunu geliştirmeyi hedeflemektedir. Ortaklıklar, farklı ülkelerdeki öğrenci ve öğretmenlere ortak ilgi alanındaki bir veya daha fazla konuda birlikte çalışma fırsatı sağlamaktadır. Bazı ortaklıklar öğrencilerin aktif katılımına odaklanırken, diğerleri pedagojik veya okul ve eğitim konularına yoğunlaşmakta ve esas olarak öğretmenlerin ve idari personelin katılımını gerektirmektedir. Comenius Okul Ortaklıklarının bazıları dil odaklı olup öğrencilerin ortak ülkenin dilini tanıma fırsatı sağlamaktadır. Okul Ortaklıkları projenin odaklandığı konu kapsamında yapılacak çalışmalar aracılığıyla; ekip çalışması, sosyal beceriler, proje faaliyetlerini planlama ve yürütme ile bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılmasında da öğrenci ve öğretmenlerin yetenek ve becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Ayrıca, farklı ülkelerden okullarla bir ortaklık içinde yer almak, öğrenci ve öğretmenlerin yabancı dillerini kullanmalarına ve geliştirmelerine imkân vererek ve yabancı dil öğrenmeye yönelik motivasyonlarını artırmaktadır. Okul ve öğrenci odaklı ortaklıklar Çok Taraflı Ortaklıklar olup en az biri Avrupa Birliği üyesi ülke olmak üzere en az üç ülkenin ortaklığını gerektirir”
YORUMLAREkleyen : İsimsiz
Canım hocalarıma buradan selamlar iletiyorum. Hepinizi çok seviyorum ve hepinizi çok özledim. Üniversitede sizler gibi hocaları çok arıyorum. aradan 3 sene geçti mezun olalı ama sizler unutulmazsınız. Okulumuzun değerini bilelim. Allaha emanet olun.
Tarih : 23.11.2009

Ekleyen : asuman tülek
Kdz.Ereğli Anadolu Lisesi 10.sınıf velisi olarak sizleri ve öğrencilerimizi kutluyorum.Öğrencilerinizi çağdaş eğitim ve öğretimle hayata hazırladığınız içinçok teşekkür ederim ,başarılarınızın devamını dilerim .
Tarih : 23.11.2009
http://www.ereglionder.com.tr/HaberDetay.asp?id=23624&cat=Guncel&CORDOBAYA_GIDIYORLAR.html

ANADOLU LİSESİ İSPANYA YOLCUSUHaber-Şirin Ereğli gazetesi-Anadolu Lisesi Okul Müdürü Suat Yazıcı, öğretmenler Gürdal Özçakır, Süheyda Alişan, Kenan Genç, Birsel Kapan, Hatice Yılmaz ve öğrenci Sevban Abdullah Yaman'dan oluşan çalışma ekibi 24–27 Kasım 2009 tarihleri arasında İspanya'da Cordoba kentinde ortak ülkelerinde dâhil olduğu, Projede Çalışacak Öğretmenler Ve Öğrencilerin Hazırlık Proje Toplantılarına katılacak.

Haber-Şirin Ereğli gazetesi-Anadolu Lisesi Okul Müdürü Suat Yazıcı, öğretmenler Gürdal Özçakır, Süheyda Alişan, Kenan Genç, Birsel Kapan, Hatice Yılmaz ve öğrenci Sevban Abdullah Yaman'dan oluşan çalışma ekibi 24–27 Kasım 2009 tarihleri arasında İspanya'da Cordoba kentinde ortak ülkelerinde dâhil olduğu, Projede Çalışacak Öğretmenler Ve Öğrencilerin Hazırlık Proje Toplantılarına katılacak.
Proje Koordinatörü Tarih Öğretmeni Gürdal Özçakır konu ile ilgili şu açıklamayı yaptı;Okulumuz Kdz.Ereğli Anadolu Lisesinin Avrupa Birliği Hayat Boyu Öğrenme Programı Comenius Okul Ortaklıkları Programına Europe: Transition from Traditional to Modern Society (Avrupa;Geleneksel Toplumdan Modern Topluma Geçiş) adlı projeye ortak okul olarak yaptığı başvuru Ağustos 2009 ‘da kabul edilmiştir.
Ayrıca bu proje kapsamında kullanılması amacıyla 23.000 Euro hibe sağlanmıştır.
Okulumuz adına koordinatörlüğünü Tarih Öğretmeni Gürdal ÖZÇAKIR’ın yürüttüğü projede Kdz. Ereğli Yerel Tarihi Değerleri, Toplumlar arası ön yargıların kırılması, Dini ve Kültürel Diyalog, Genç kuşakların bilgi paylaşımı gibi konular koordinatör Gürdal ÖZÇAKIR tarafından projeye dâhil edilmiştir. Projede İspanya koordinatör ülke konumundadır. Toplam 7 ülke çalışmalara katılacaktır. Bunlar;
İSPANYA
İTALYA
TÜRKİYE
ROMANYA
AVUSTURYA
HOLLANDA
BULGARİSTAN

Proje konusuna göre ilgili branşlardan Öğretmenlerden oluşan bir ekip kurulmuştur. İspanya, Hollanda, Avusturya ve İtalya’ya proje kapsamında bu ekip katılacak ayrıca toplam 12 öğrencide bu ziyaretlere katılacaktır.
24–27 Kasım 2009 tarihleri arasında Okul Müdürümüz Suat YAZICI Öğretmenlerimiz Gürdal ÖZÇAKIR, Süheyda ALİŞAN, Kenan GENÇ, Birsel KAPAN, Hatice YILMAZ ve Öğrencimiz Sevban Abdullah YAMAN‘dan oluşan çalışma ekibimiz İspanya’da Cordoba kentinde ortak ülkelerinde dâhil olduğu “Projede Çalışacak Öğretmenler Ve Öğrencilerin Hazırlık Proje Toplantıları”na katılacaklardır.
Comenius Program’ının temel amacı, "Okul Eğitimi" alanında Avrupa ülkeleriyle işbirliği yapmak suretiyle eğitimde kaliteyi artırmak ve kültürel diyalogu sağlayarak dil öğrenimini teşvik etmektir.
Comenius Okul Ortaklıkları Avrupa’daki okullar arasında işbirliğini teşvik etmek suretiyle eğitimde Avrupa boyutunu geliştirmeyi hedeflemektedir. Ortaklıklar, farklı ülkelerdeki öğrenci ve öğretmenlere ortak ilgi alanındaki bir veya daha fazla konuda birlikte çalışma fırsatı sağlamaktadır. Bazı ortaklıklar öğrencilerin aktif katılımına odaklanırken, diğerleri pedagojik veya okul ve eğitim konularına yoğunlaşmakta ve esas olarak öğretmenlerin ve idari personelin katılımını gerektirmektedir. Comenius Okul Ortaklıklarının bazıları dil odaklı olup öğrencilerin ortak ülkenin dilini tanıma fırsatı sağlamaktadır.
Okul Ortaklıkları projenin odaklandığı konu kapsamında yapılacak çalışmalar aracılığıyla; ekip çalışması, sosyal beceriler, proje faaliyetlerini planlama ve yürütme ile bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılmasında da öğrenci ve öğretmenlerin yetenek ve becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Ayrıca, farklı ülkelerden okullarla bir ortaklık içinde yer almak, öğrenci ve öğretmenlerin yabancı dillerini kullanmalarına ve geliştirmelerine imkân vererek ve yabancı dil öğrenmeye yönelik motivasyonlarını artırmaktadır.
Okul ve öğrenci odaklı ortaklıklar Çok Taraflı Ortaklıklar olup en az biri Avrupa Birliği üyesi ülke olmak üzere en az üç ülkenin ortaklığını gerektirir
Comenius Okul Ortaklıkları kapsamında yürütülen faaliyetlerinden bazı örnekler aşağıda verilmiştir.
§ Ortaklığa katılan bütün kurumlar arasında proje toplantısı,
§ Proje faaliyetlerine katılan öğretmen ve öğrencilerin hareketliliği
§ Yurtdışındaki ortak okullarla iyi uygulamaların ve tecrübelerin değişimi,
§ Alan çalışması, projeyle ilgili araştırmalar,
§ İş birliği faaliyetleriyle ilgili dokümanların tasarlanması, yayımlanması ve dağıtılması,
§ Teknik materyaller, çizimler ve sanat eserlerinin üretilmesi,
§ Gösteriler (tiyatro oyunları, müzikaller gibi),
§ Sergi organizasyonu, bilgi dokümanlarının üretilmesi ve dağıtılması,
§ Ortaklıkta kullanılan dil(ler)de gerekli yetkinliğe sahip olmalarını sağlamak için öğretmen ve öğrenciler için dil hazırlığı,
§ Özdeğerlendirme faaliyetleri,
§ Proje çıktıları ve tecrübelerin yaygınlaştırılması.

http://www.sirineregli.com/haber.php?id=740

İSPANYA'YA GİDECEKLER...Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde, Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencilerinden oluşan heyetin, yurt dışı programına katılacağı bildirildi.Okulun Proje Koordinatörü tarih öğretmeni Gürdal Çakır, yaptığı açıklamada, Okulun, Avrupa Birliği Hayat Boyu Öğrenme Programı olan, Comenius Okul Ortaklıkları Programının, “Avrupa Geleneksel Toplumdan Modern Topluma Geçiş” isimli projesine ortak okul olarak yapılan başvurunun kabul edildiğini anımsattı.Türkiye’nin yanı sıra İspanya, İtalya, Romanya, Avusturya, Hollanda ve Bulgaristan’ın bulunduğu proje çalışmaları için, Anadolu Lisesi Müdürü Suat Yazıcı ile birlikte Öğretmenler Gürdal Özçakır, Süheyda Alişan, Kenan Genç, Birsel Kapan,Hatice Yılmaz ve Öğrenci Sevban Abdullah Yamandan oluşan ekibin İspanya’nın Cordoba kentine gideceğini belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:“Okul heyetimiz, 24-27 Kasım tarihlerini içeren ziyaret kapsamında, ortak ülkelerin de dâhil olduğu, “Projede Çalışacak Öğretmenler Ve Öğrencilerin Hazırlık Proje Toplantıları”na katılacaklar. Comenius Program’ının temel amacı, ‘Okul Eğitimi’ alanında Avrupa ülkeleriyle işbirliği yapmak suretiyle eğitimde kaliteyi artırmak ve kültürel diyalogu sağlayarak dil öğrenimini teşvik etmektir. Bu sayede eğitimde Avrupa boyutunu geliştirme hedeflemektedir.

http://www.ereglihakimiyet.com/Haberler.asp?id=15420

Cordobaya gidiyorlarAnadolu Lisesi oluşan çalışma ekibi İspanya'nın Cordoba kentinde gerçekleşecek ortak ülkelerinde dâhil olduğu "Projede Çalışacak Öğretmenler Ve Öğrencilerin Hazırlık Proje Toplantılarına katılacak.

23 Kasım 2009
24-27 Kasım 2009 tarihleri arasında Anadolu Lisesi Okul Müdürü Suat Yazıcı, öğretmenler Gürdal Özçakır, Süheyda Alişan, Kenan Genç, Birsel Kapan, Hatice Yılmaz ve öğrenci Sevban Abdullah Yaman´dan oluşan çalışma ekibi İspanya´da Cordoba kentinde ortak ülkelerinde dâhil olduğu "Projede Çalışacak Öğretmenler Ve Öğrencilerin Hazırlık Proje Toplantılarına katılacak. Proje Koordinatörü Tarih Öğretmeni Gürdal Özçakır yaptığı açıklamasında, "Okulumuz Kdz.Ereğli Anadolu Lisesinin Avrupa Birliği Hayat Boyu Öğrenme Programı Comenius Okul Ortaklıkları Programına Europe: Transition from Traditional to Modern Society (Avrupa;Geleneksel Toplum dan Modern Topluma Geçiş) adlı projeye ortak okul olarak yaptığı başvuru Ağustos 2009 ´da kabul edilmiştir. Ayrıca bu proje kapsamında kullanılması amacıyla 23.000 Euro hibe sağlanmıştır. Okulumuz adına koordinatörlüğünü Tarih Öğretmeni Gürdal Özçakır’ın yürüttüğü projede Kdz. Ereğli Yerel Tarihi Değerleri, Toplumlar arası ön yargıların kırılması, Dini ve Kültürel Diyalog, Genç kuşakların bilgi paylaşımı gibi konular koordinatör Gürdal Özçakır tarafından projeye dâhil edilmiştir. Projede İspanya koordinatör ülke konumundadır. Toplam 7 ülke çalışmalara katılacaktır. Proje konusuna göre ilgili branşlardan Öğretmenlerden oluşan bir ekip kurulmuştur. İspanya, Hollanda, Avusturya ve İtalya´ya proje kapsamında bu ekip katılacak ayrıca toplam 12 öğrencide bu ziyaretlere katılacaktır. Comenius Program´ının temel amacı, "Okul Eğitimi" alanında Avrupa ülkeleriyle işbirliği yapmak suretiyle eğitimde kaliteyi artırmak ve kültürel diyalogu sağlayarak dil öğrenimini teşvik etmektir. Comenius Okul Ortaklıkları Avrupa´daki okullar arasında işbirliğini teşvik etmek suretiyle eğitimde Avrupa boyutunu geliştirmeyi hedeflemektedir. Ortaklıklar, farklı ülkelerdeki öğrenci ve öğretmenlere ortak ilgi alanındaki bir veya daha fazla konuda birlikte çalışma fırsatı sağlamaktadır. Bazı ortaklıklar öğrencilerin aktif katılımına odaklanırken, diğerleri pedagojik veya okul ve eğitim konularına yoğunlaşmakta ve esas olarak öğretmenlerin ve idari personelin katılımını gerektirmektedir. Comenius Okul Ortaklıklarının bazıları dil odaklı olup öğrencilerin ortak ülkenin dilini tanıma fırsatı sağlamaktadır. Okul Ortaklıkları projenin odaklandığı konu kapsamında yapılacak çalışmalar aracılığıyla; ekip çalışması, sosyal beceriler, proje faaliyetlerini planlama ve yürütme ile bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılmasında da öğrenci ve öğretmenlerin yetenek ve becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Ayrıca, farklı ülkelerden okullarla bir ortaklık içinde yer almak, öğrenci ve öğretmenlerin yabancı dillerini kullanmalarına ve geliştirmelerine imkân vererek ve yabancı dil öğrenmeye yönelik motivasyonlarını artırmaktadır. Okul ve öğrenci odaklı ortaklıklar Çok Taraflı Ortaklıklar olup en az biri Avrupa Birliği üyesi ülke olmak üzere en az üç ülkenin ortaklığını gerektirir”
http://www.ereglideyasam.com/haber-detay/4/1694/cordobaya-gidiyorlar.htm

11 Kasım 2009 Çarşamba

71 yıl önceki nöbet Şaban Çavuş'u ağlattı

video

71 yıl önceki nöbet Şaban Çavuş'u ağlattı

71 yıl önceki nöbet Şaban Çavuş'u ağlattıZonguldak Ereğli’de görev yapan tarih öğretmeni Murat Kara, Ormanlı beldesinde yaşayan 92 yaşındaki Şaban Kalmaz’ın, Atatürk’ün cenazesini İstanbul’dan İzmit’e götüren Yavuz Gemisi’nde o dönemde vatani görevini yaptığını öğrendi.
Murat Kara, dün Şaban Kalmaz’ın evine ziyarete giderken, Atatürk’ün naaşının Yavuz Gemisi’nde çekilen fotoğraflarını da yanında götürdü. Fotoğrafları görünce gözleri dolan Şaban Kalmaz, “Atatürk öldüğünde Yavuz Gemisi’nde topçu çavuşuydum. Haydarpaşa’dan İzmit’e kadar başında nöbet tuttuk. Sürekli ağladık. Gemide cenaze marşı çalınıyordu. Bu gemide 4 yıl görev yaptım” dedi.
DHA

http://www.posta.com.tr/turkiye/HaberDetay/71_yil_onceki_nobet_Saban_Cavus_u_aglatti.htm?ArticleID=7205

Atatürk Öldüğünde Naaşının Başında Nöbet Tuttu

Atatürk Öldüğünde Naaşının Başında Nöbet Tuttu
Zonguldak'ın Ereğli İlçesine Bağlı Ormanlı Beldesinde Yaşayan 92 Yaşındaki Şaban Kalmaz, Vatani Görevini Yaptığı Yavuz Gemisi ile 19 Kasım 1938'de İzmit'e Götürülen Atatürk'ün Naaşının Başında Nöbet Tuttuğunu Söyledi. Zonguldak'ın Ereğli ilçesine bağlı Ormanlı beldesinde yaşayan 92 yaşındaki Şaban Kalmaz, vatani görevini yaptığı Yavuz Gemisi ile 19 Kasım 1938'de İzmit'e götürülen Atatürk'ün naaşının başında nöbet tuttuğunu söyledi. Atatürk öldüğü zaman naaşının başında 11 askerle birlikte nöbet tutan Şaban Kalmaz(97), o günleri anlattı. 7 çocuk, 24 torun sahibi Şaban Kalmaz, Kasımpaşa'da 3 aylık acemi eğitimini tamamladıktan sonra 1938-1942 yılları arasında Yavuz Gemisi'nde 4'üncü bölükte topçu çavuşu olarak görev yaptığını ifade etti. Kalmaz, 19 Kasım 1938 gününü şöyle anlattı: "Gemide 3 aylık askerdim. 'Atatürk öldü' dediler. 10 bölük vardı gemide. Her bölükten birer ikişer kişi seçtiler. 12 asker Atatürk'ün naaşını aldık geldik. Haydarpaşa'dan İzmit'e kadar başında nöbet tuttuk. Ağladık. Sadece biz değil herkes ağladı. Gemide cenaze marşı çalınıyordu. Peşimizde başka gemiler vardı. İzmit'te Atatürk'ün naaşı trene konuldu. Biz de Gölcük'e gittik. Sadece ben değildim nöbet tutan. 11 asker daha vardı. Kumandan önde arkalarında biz vardık. Ellerimiz arkada nöbet tuttuk başında. İzmit'e götürdük, oraya gidene kadar başındaydık biz. Gemiden naaşını indirdik, sonra Ankara'ya gitti. Fevzi Çakmak'ı bile motorla gemiye götürdüm. Atatürk'ün naaşının başında 5 saat mi 10 saat mi nöbet tuttum bilmiyorum. Atatürk'ün tabutunun üzerinde bayrak vardı. Atatürk'ü daha önce hiç görmemiştim." Askerliğini altı ay onbaşılık, ondan sonra çavuş olarak yaptığını anlatan Kalmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Şimdiye kadar kimse ziyaretime gelmedi. Sadece bir ara Yavuz Gemisi Ereğli'ye demirledi. Köyden arkadaşlar 'Yavuz Gemisi gelmiş gidip bakalım' dediler. Bizim zamanımızda Teğmen Cemal vardı. Ben onu gemide görünce tanıdım. Ben bölüğümde dört sene duran bir adamı tanımaz mıyım? Hemen tanıdım. Ben buna 'sen teğmen değil miydin' dedim. Ondan sonra o askerlere, 'Bunlara serbest, gezdirin bunlara geminin içini' dedi." Atatürk'ün naaşının gemideyken çekilen ve başında askerlerin bulunduğu fotoğrafı yaşlı gözlerle inceleyen Şaban Kalmaz, fotoğrafta kendisinin nerede durduğunu hatırlayamadığını söyledi. Kendisiyle birlikte nöbet tutan diğer 11 silah arkadaşıyla daha sonra görüşmediğini belirten Kalmaz, sadece donanma komutanı Şükrü Okan'ın ismini hatırladığını ifade etti. 4 yıl boyunca görev yaptığı geminin fotoğraflarına bakarken duygulanan Kalmaz, fotoğrafta topları görünce, "Bunların boyu 14 metre. Ben topçu çavuşuydum. 7 numaraydım. Bu resimleri görünce ağlamak geldi içimden. 4 sene bu gemide vakit geçirdim. Ne günler geçirdim." diye konuştu. Çocukları da Şaban Kalmaz'ın ilerlemiş yaşına rağmen halen çalıştığını ve devamlı fındıklığı temizlediğini anlattı. Babalarının o günü herkese anlattığını belirten Şaban Kalmaz'ın çocukları, babalarıyla gurur duyduklarını söyledi. (CİHAN)
http://sondakika.com/haber-ataturk-oldugunde-naasinin-basinda-nobet-tuttu-1803929/

8 Kasım 2009 Pazar

EREĞLİ'DE 'ANIT'LAŞTILAR


Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde, Sarıkamış Harekatı'nı desteklemek üzere Trabzon'a giderken Rus gemilerince batırılan 3 Türk gemisinin şehit mürettebatı ve askerleri anısına yapılan anıt törenle açıldı. Sarıkamış Harekatı'nı desteklemek üzere intikal halindeyken Ereğli açıklarında 7 Kasım 1914'te Rus gemilerince batırılan Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa gemilerinin şehitleri anısına Karadeniz Bölge Komutanlığı koordinesinde Ereğli Belediyesince sahil bandına dikilen ''Sarıkamış Deniz Şehitleri Anıtı''nın açılışı törenle gerçekleştirildi. Karadeniz Bölge Komutanlığında görevli Binbaşı Özgür Erken, yaptığı konuşmada, Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı'na girmesinin ardından Rusların, Türk donanmasının enerji ihtiyacının temeli olan Zonguldak'ı da tahribata uğratmayı amaçladığını söyledi. Ruslar'ın 10 savaş gemisinden oluşan donanmasının, planlanan şekilde 6 Kasım 1914'de Zonguldak ve Ereğli'de liman, iskele ve kömür ocaklarını 3 saat boyunca bombardımana tuttuğunu anlatan Erken, şöyle dedi: ''Tam bu sırada İstanbul yönünden Trabzon'a intikaldeyken Ereğli açıklarına ulaşan Osmanlı Devleti'nin Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa isimli nakliye gemileri Rus donanmasına yakalanmış ve 7 Kasım 1914 günü batırılmıştır. Gemilerin batırılması sonucu çok sayıda şehit verilmiş, hayatta kalanlar ise Rus savaş gemileri tarafından denizden toplanarak esir alınmış ve Rusya'ya götürülmüştür.''
İSİMSİZ KAHRAMANLAR YAŞATILACAK
Karadeniz Bölge Komutanlığı koordinesinde, Ereğli Belediyesince yaptırılan ''Sarıkamış Deniz Şehitleri Anıtı''nın binlerce isimsiz kahramanın anısını yaşatmanın yanı sıra gelecek nesillere atalarının kahramanlık destanını aktaracağını anlatan Binbaşı Erken, şöyle dedi: ''Bu anıt geçmişimize sahip çıkmamız yanında, tarihten almamız gereken derslerin de bulunduğunun bir göstergesidir. Bu anıt geçmişi bilmeyenlerin, geleceği de yönlendiremeyeceği gerçeğinin ifadesidir. Anıtın açılışının şehitlerimizi ebedi yolculuğu uğurladığımız 7 Kasım tarihinde yapılması, bizim için çok anlamlı ve onur vericidir. Sarıkamış Harekatı'nın deniz cephesini oluşturan bu olaydaki şehitlerimizi ve daha sonra ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.'' Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, 3 yıldır gemilerin battırıldığı alana askeri gemi ile gidilip denize çelenk bırakıldığını hatırlatarak, ''Yaşanan olayın Ereğli'de simgelenmesi gerektiği ifade edildi. Biz de Karadeniz Bölge Komutanlığı'nın verdiği projeler noktasında bu anıtı yaptırdık'' dedi. Olayı 3 yıllık uzun bir çalışma sonrası ortaya çıkaran ve anma törenlerinin yapılmasına vesile olan İstanbul Memorial Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı ve Sarıkamış Dayanışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez de anıtı ''olağanüstü'' olarak değerlendirerek, yapımında emeği geçenlere teşekkür ettiğini kaydetti. Anıt, Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu, Zonguldak Vali Yardımcısı Ekrem Aylanç, Ereğli Kaymakamı Osman Ekşi, Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Doğan Bozkurt ve Ereğli Belediye Başkanı Posbıyık tarafından açıldı. Anma etkinliklerinin, Ereğli Limanı'ndan askeri gemiyle yaklaşık 9 mil açıktaki batık alanına çelenk bırakılmasıyla devam edeceği bildirildi.
GEMİLERİN BATIRILDIĞI OLAY
Ereğli Belediyesinin derlediği bilgilere göre, 3 geminin batırıldığı olay şöyle gerçekleşti: ''Harbiye Nazırı ve Erkanı Harbiye Umumiye Reisi Enver Paşa, yaklaşan kara kışı hesaba katmadan Ruslar ile savaşmak için Kafkas Cephesi'ne 100 binden fazla asker gönderme kararı aldı. Askerler gönderildikten sonra kış bastırdı. Üniformaları hava şartlarına uygun olmayan askerler daha savaş başlamadan Sarıkamış'ta şehit düşüyorlardı. Enver Paşa verdiği kararın nelere mal olacağını fark etti. Sarıkamış'taki askerlere kışlık üniforma ve erzak göndermek için 3 yük gemisi hazırlattı. Enver Paşa'nın planına göre içlerinde 3 bin asker, 3 keşif uçağı, Kafkasya'daki Türkleri örgütleyerek Rusya'ya karşı isyan çıkarmak amacıyla eğitilmiş ajanlar, cephedeki askere dağıtılacak kışlık kıyafet ve erzak bulunan Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer, Mithat Paşa isimli sivil 3 dev yük gemisi İstanbul'dan yola çıkarak Karadeniz üzerinden Trabzon Limanı'na ulaşacaktı. Gemilerle Trabzon Limanı'na varan askerler, ajanlar ve malzemeler kara yolu ile çok hızlı bir biçimde Erzurum'a, oradan da Sarıkamış'a ulaşacaktı. Donanmanın kuralları gereği askeri personel taşıyan yük gemilerine olası düşman saldırısına karşı mutlaka bir, hatta birkaç savaş gemisi eşlik ederdi. Ancak, Enver Paşa'nın ani kararıyla 6 Kasım 1914'te İstanbul Boğazı'ndan demir alan bu 3 kuru yük gemisine hiçbir savaş gemisi koruma yapmıyordu. Söz konusu 3 gemi Zonguldak açıklarına geldiklerinde karşılarında dev gibi Rus Savaş gemilerini buldu. Ruslar, Zonguldak'taki kömür madenlerini bombalamış, üslerine dönüyorlardı. Ereğli açıklarında bu gemilere ateş açıldı. 7 Kasım 1914'te 3 yük gemimiz içindeki 3 bin asker ve Sarıkamış'a götürülen malzemelerle birlikte çok kısa süre içinde denize gömüldü.''


Karadeniz Ereğli'de Deniz Şehitleri Anıldı

Ereğli'de deniz şehitleri anıldı
Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde, Sarıkamış Harekatı'nı desteklemek üzere Trabzon'a giderken Rus gemilerince batırılan 3 Türk gemisinin şehit mürettebatı anısına batık alanına çelenk bırakıldı
Ereğli - Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nca, Sarıkamış Harekatı'nı desteklemek üzere intikal halindeyken Ereğli açıklarında 7 Kasım 1914'te Rus gemilerince batırılan Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa nakliye gemilerinin şehitleri anısına tören düzenlendi.
Karadeniz Bölge Komutanlığı Limanı'ndan batık alanına hareket eden TCG Turgutreis fırkateyninin hangarında, batan 3 Türk gemisi ve şehit mürettebatıyla ilgili sinevizyon gösterisi yapıldı.
Daha sonra, gemilerin batırıldığı yer olan ilçenin yaklaşık 9 mil açığında düzenlenen törende, Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu, Zonguldak Vali Yardımcısı Ekrem Aylanç, Ereğli Kaymakamı Osman Ekşi, Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Doğan Bozkurt ve Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık ile İstanbul Memorial Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı ve Sarıkamış Dayanışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, fırkateynin helikopter platformundan denize batık gemilerin adının yazılı olduğu 3 çelengi bıraktı.
Şehitler anısına saygı duruşunda bulunuldu, tören mangası tarafından 3 el selamlama atışı yapıldı. Gemideki üniversite öğrencileri ve bazı yurttaşlar da denize karanfil attı.
Ereğli Belediyesince kiralanan 2 balıkçı teknesiyle batık alanına gelen yurttaşlar da Türk bayrağı açarak anma törenine katıldı.
Sönmez, gazetecilere yaptığı açıklamada, törenlerin her yıl geniş katılımla büyümesinden mutluluk duyduğunu belirterek, ''Ben tarihe çok meraklıyım. 6 yıl önce arşivlerden olayı çıkardık. Böylece, şehitleri anma fırsatı bulduk. Bu onlara olan borcumuzdur'' dedi.
Törenin ardından fırkateynde Kuzey Deniz Saha Komutanlığı ile TCG Turgutreis'i tanıtıcı sinevizyon gösterisi izlendi.
Prof. Dr. Bingür Sönmez, Koramiral Otuzbiroğlu'na, Tuğamiral Bozkurt'a, TCG Turgutreis Gemi Komutanı Deniz Kurmay Yarbay Kerem Eren'e anı objesi verdi. Katılımcılar törenin ardından fırkateyni gezdiler.(aa)




GEMİLERİN BATIRILDIĞI YERE ÇELENK BIRAKILDI

GEMİLERİN BATIRILDIĞI YERE ÇELENK BIRAKILDI

1914 yılında Enver Paşa'nın emriyle Sarıkamış'ta şehit olan 90 bin askere kışlık giysi, erzak ve mühimmat götürmek için İstanbul'dan Trabzon'a doğru yola çıkan Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithad Paşa gemilerini fark eden Rus donanması, nakliye gemilerini batırdı. Böylelikle Karadeniz'de nakliyat sona erdi. Karadeniz Ereğli ilçesinde anma törenlerinin bu yıl üçüncüsü gerçekleştirildi. İlk olarak sahil kenarında Sarıkamış Deniz Şehitleri Anıtı'nın açılışı yapıldı. Deniz Kuvvetleri Karadeniz Bölge Komutanlığı'ndan kalkan TGC Turgut Reis Fırkateyni ile gemilerin batırıldığı ilçenin açıklarındaki alana gelindi. Gemilerin batırılması hakkında davetlilere helikopterhangarında Sarıkamış olayı ve Ereğli açıklarında batırılan nakliye gemileri hakkında brifing verildi.

DENİZE ÇELENK BIRAKILDI
Anma törenlerine Sarıkamış Dayanışma Derneği'nin Kurucusu ve Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez ve Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu da katıldı. Komutan Otuzbiroğlu ve beraberindekiler brifing toplantısının ardından çelenkleri denize bıraktı. Batırılan 3 gemi için 3 ayrı büyük çelenk denizcilik geleneğiyle denize atıldı.
3 AYRI SAYGI ATIŞI
Karadeniz Ereğli açıklarında gerçekleştirilen tören kapsamında, batırılan Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mitat Paşa gemileri ile şehitleri için 3 kez art arda saygı atışı yapıldı. Törene katılan üniversiteli öğrenciler de denize gül ve karanfil bırakarak şehitleri andı. Yaşanan olayların çok anlamlı olduğunu söyleyen üniversiteli öğrenciler, fırkateyn ve batırılan gemiler hakkında bilgiler aldılar. Programa katılan Gonca Tosuncuk da, "Bugün çok duyguluyum. Bugünlerde olmamızı sağlayan birçok şehidimiz oldu. Bugün çok anlamlı bir gün, yani anlatılmaz, yaşamak lazım. O günlere gitmez lazım" dedi.
SİVİL HALK DESTEĞİ
Açıkta yapılan anma törenine bazı vatandaşlar da katıldı. Balıkçı teknelerini kiralayan Kdz. Ereğlili Belediye Meclis Üyeleri ve bazı vatandaşlar anma töreninin yapıldığı alana geldi. Fırkateynde yapılan töreni izleyen vatandaşlar ellerindeki Türk bayraklarını salladı. Boyunlarındaki Türk bayraklı atkıları da ellerinde tutan vatandaşlar anma törenine destek verdi. Törenin ardından Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık ve beraberindekiler kendilerine destek veren vatandaşları selamlayarak teşekkür etti.
CERRAHIN TARİH AŞKI
3 yıllık araştırma sonunda Sarıkamış olayını anmaya başladıklarını söyleyen Dayanışma Derneği'nin kurucusu ve başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, anma törenlerinin her yıl daha da büyüdüğünü söyledi. Bir kara savaşının donanma desteği olmadan kazanılamayacağını belirten Sönmez, "Allah donanmamızı var etsin" dedi. Gazetecilere anma programını değerlendiren Sönmez, aslında kalp cerrahı olduğunu ancak içindeki tarih aşkı sebebiyle böyle bir araştırma yaptığını kaydetti. Şehitlerin hepsinin kardeş olduğunu söyleyen Bingür Sönmez şunları kaydetti: "Sarıkamış olayının anma töreninin bu yıl üçüncüsünü yaptık. Turgut Reis Fırkateyni'nin üzerinde bu gemilerin isimlerini anarak 3 büyük çelengi denizcilik geleneğine uygun olarak denize attık. Onların ruhlarını şad etmek için buradayız. 1914 yılında bir kasım sabahı büyük bir fırtına vardı. Ancak biz güneş altında bu töreni icra ettik. Sivil katılım da çok güzel oldu. Bu törenler her yıl daha da büyüyor. Bir kez daha şunu yaşadık ki, bir kara savaşı donanma desteği olmadan kazanılamaz. Allah donanmamızı var etsin. Allah onları kazadan beladan korusun. Ben bir kalp cerrahıyım. Tıp mensubuyum ama bir tarih meraklısıyım. Bu gemiler 1914 yılında battığı zaman Genelkurmay Başkanı gemilerin batmasını 3 gün sonra ancak haber alabiliyordu. Bu olay Genelkurmay'ın arşivlerinde saklanıyordu. 6 yıl önce Metin Ataç paşamızın katkılarıyla Deniz Müzesi'nin özel çabalarıyla bunları arşivlerden çıkardık ve anılır hale gelmelerini sağladık. Şunu itiraf etmeliyim ki, şehitlerin hepsi kardeştir." Gerçekleştirilen törenin ardından TGC Turgut Reis Fırkateyni Karadeniz Bölge Komutanlığı sahiline demirledi.
Kaynak : Yenihaber

http://www.eregliyenihaber.com/haber.php?hayns=2&yazilim=haberler&osmanli=hdetay&sece=1&aid=5066

6 Kasım 2009 Cuma

MEMLEKET ECZANESİ VE ECZACI SABİT NİHAT DURAN

SABİT BEY ECZANESİNİN ÖNÜNDE 1940'LI YILLARIN SONLARI
HALKEVİ'NİN ALTINDAKİ ECZANE

SABİT BEY VE MELEK HANIM
MEMLEKET ECZANESİ VE ECZACI SABİT NİHAT DURAN
“Memleketin İlk Eczacısı” Sabit Nihat Bey, 1886 yılında, Ereğli’de Ölüce Fener memuru Derviş Bey’in oğlu olarak dünyaya geldi. Derviş Mehmet Efendi, bazı kaynaklara göre, 19. yüzyılın başlarında Elazığ’dan o tarihlerdeki adıyla “Bender Erekli”ye göç etmişti.
Doğumdaki ve nüfustaki adı “Mehmet Nihat” olan Sabit Bey, Ereğli’de yaygın olarak bilinen ismine kavuşmasına neden olacak okula, Ereğli’de Nimet Hoca’nın öğrencisi olduğu İptidai Mektebi bitirdikten sonra başladı. İstanbul’daki Askeri Rüştiye idi bu okul. Harp Okulunu bitirmesinin ardından kendisine verilen “zabit” (subay) ünvanı, Ereğli’de yaşamı boyunca “Zabit Bey” olarak adlandırılmasına ve zaman içinde, artık zabitlik yapmamasından dolayı olsa gerek, yaygın bilinen adı olan “Sabit Bey”e dönüşmüştür.
Mehmet Nihat Bey, Harp Okulu’nda okuduğu dönemde, Fatsa-Yalıköy’den İstanbul’a teknelerle taşımacılık yapan Dursun Kaptan’ın amcaları vasıtasıyla İstanbul’a bir bahriyeli paşasının yanına yerleşmiş olan Melek Hanım’la tanışır ve onunla evlenir. Melek Hanım sonraları tüm Ereğlililerin “Melek Anne”si olacak, ve yaşadığı dönemdeki tüm evlilik çağına gelmiş olan genç kızların gelinliklerini dikerek, aynı zamanda o dönemde Ereğli’deki “Kız Sanat Okulu”nun temelini atan kursu açarak cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki kadınlarımızın toplum hayatına dahil olmasına katkıda bulunacak olan, Notre Dame de Sion okulu mezunu, Fransızca bilen, keman çalan, batı kültürüne aşina, aydın bir cumhuriyet kadınıdır.
Harp Okulunu bitirdiği dönemde Birinci Dünya Savaşı patlar ve Zabit Nihat Bey, Sina-Filistin Cephesinde görevlendirilir. Sina cephesinde İngilizlere yenilen Osmanlı Ordusu Birinci Dünya Savaşının sonunda dağıtıldığında o dönemdeki subaylara verilen bir haktan yararlanarak Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye girer ve 1923 yılında Eczacılık Sınıfından mezun olur. Tıbbiye’de okuduğu dönemde, ilk oğlu Halil Orhan doğmuştur. Sabit Bey ve Melek Hanım.
Mektebi bitirmesinin ardından Ereğli’ye dönerek 1924 yılının ağustos ayında, bugünkü İstanbul Pastanesi’nin yerindeki “Uncular-Horitler”in dükkanı olan noktada eczanesini, o dönemdeki Devlet Hastanelerinin “Memleket Hastanesi” adını taşımalarından esinlenerek “Memleket Eczanesi” ismiyle açar. İlhan Selçuk, ‘Yüzbaşı Selahattin’in Romanı’ adlı Kurtuluş Savaşını konu aldığı eserinin son sayfalarında, “Sabit Bey’in Eczanesinin üst katından törenleri seyrettik” şeklinde yazarak bu eczaneden söz eder.
Memleket Eczanesi, 50’lerin başına kadar Ereğli’nin tek eczanesi olma vasfını korur. 1949 Türkiye Eczacılar Almanağında, Zonguldak’taki üçü merkez, biri Kozlu, biri de Devrek’te olmak üzere altı eczaneden biri olarak kayıtlıdır. Tam olarak kanıtlama şansına sahip olamasam da, ülkemizde (İstanbul hariç) ilçe bazında açılan ilk eczane olduğu bilgisine de sahibim.
Eczane, daha sonra, 60’lı yıllarda sahil yolunun yapıldığı dönemde yıkılan Yalı Caddesi’nin deniz tarafı sırasındaki binalardan Belediye binasının yanına taşınır. Bir süre burada çalıştıktan sonra, bugünkü Belediye Binasının altına, halen Garanti Bankası’nın bulunduğu noktada olan “Halkevi” binasına geçer. Bina Cumhuriyet Halk Partisi’nin malıdır.
Ereğli’nin sosyal yaşamına; yeni açılan Orta Mektep’te yaptığı hocalıktan, 1940’ların sonunda yapılması düşünülen kömür limanının Çatalağzı yerine Ereğli’ye yapılması için verdiği mücadele ile, İdman Yurdu Fahri Azalığından, 1950 yılında yaptığı Belediye Meclisi üyeliği ile yaptığı katkılarla geçen yıllarda, 1948 yılında Ereğli’de Demokrat Parti’yi kurmasının ardından kiracı olarak bulunduğu binadan çıkarılması gündeme gelir. Bu zorunluluk üzerine yüklü bir şekilde borçlanarak, daha sonra eczacı olacak ikinci oğlu ve torununun 61 yıl çalışacağı noktada, Orhanlar Mahallesi Yalı Caddesi 2 numaradaki yeri satın alır ve eczanesini buraya taşır.
Halkevinin altındaki Eczane.
Sabit Nihat Bey, sosyal yaşama olan katkılarının dışında, Ereğli’nin ilk tarihini yazan kişidir. 1945 yılında tamamladığı ve Bolu Salnamesinden Charles Texier’nin Küçük Asya’sına kadar bir çok eski eserden yararlanmanın dışında kendi araştırmalarıyla da zenginleştirdiği eseri ne yazık ki bugüne kadar yayınlanamamış, ancak Ereğli konusunda yayınlanmış bir çok esere (bunların arasında Prof. Mübeccel Kıray’ın Ereğli kitabından, Avusturya Bilimler Akademisi öğretim üyelerinden Wolfram Hoepfner’in Herakleia Pontike incelemesi de vardır) kaynaklık etmiştir. Yaptığı araştırmalarda biriktirdiği Eski Yunan, Eski Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait antik sikkelerden oluşan değerli koleksiyonu bugün Ereğli ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir. Son Eczacı torunu olarak, dedeme ait bu ilk Ereğli Tarihi’nin, (onun eserine yakışır bir sadeleştirme ve incelemeyi de ekleyerek) yayınlanabilmesi için yaklaşık üç yıldır, -onun kurduğu Eczanesini sürdürmeye çalışmaktan ayırabildiğim zamanlarda- çalışmaktayım…
Sabit Nihat Bey, 1951 yılının Temmuz ayında, ani bir kalp krizi sonucu erken denebilecek bir yaşta yaşamını yitirmiş, ve halen “Memleketin Eczacısı” kitabesini taşıyan kabrine defnedilmiştir.
Ecz. Sadun Duran

4 Kasım 2009 Çarşamba

ATEŞNEFES


ATEŞNEFES
30 Ekim 2009

Hamit Kalyoncu
Zonguldaklı yazar Ahmet Naim Çıladır’ın yeraltındaki madenci yaşamı ile yöre köylerinde yaşayan insanlarının doğal yaşamını toplumcu gerçekçi bir anlayışla bütün çıplaklığı ile gözler önüne seren öykülerinden bir demet yeniden okuyucu ile buluşuyor. (Ateşnefes- Ahmet Naim, Can Yayınları- İstanbul-2009) “Ateşnefes”; özellikle madenci ve yöre insanının yaşamını ilk kez edebiyat alanına taşıyan önemli bir yazarı, bugün çoğu okurun tanımadığı usta bir öykücüyü yeniden gündeme getirmeyi amaçlayan bir derleme. Yöre insanı maden ocaklarında birikerek patlayan metan gazına “grizu” yerine, “ateşnefes” adını vermiş geçmişte. Ahmet Naim’in de bu adı taşıyan ve insanı derinden etkileyen, hüzünlendiren bir öyküsü yer alıyor kitapta. Ahmet Naim, Zonguldaklılar’ın deyimiyle “Kanca Ahmet”, yaşadığı bölgenin insanını, doğasını kendi imbiğinden damıtarak özel bir öykü çıkarıyor ortaya ve edebiyatımıza renk getiriyor. “Ateşnefes”te Ahmet Naim’in, Kuduz Düğünü ile dergilerde kalmış öyküleri buluşuyor okuyucuyla. Ahmet Naim Çıladır: 1904-1967.Nisan. 24 Zonguldak. Gazeteci, araştırmacı, yazar. İstanbul’da doğan Ahmet Naim, Eyüpsultan Reşadiye İlkokulunu bitirir, liseyi Konya Sultanisi’nde okur. Çok genç yaşta yaşamını sürdürebilmek için çalışmaya başlar. Ağır beden işlerine karşın kendi kendini yetiştirerek ayakta kalmasını bilir. Bu süreçte kendi çalışmasıyla iyi düzeyde Fransızca öğrenir. Askerlik görevini bitirdikten sonra, Zonguldak Ticaret Odası’na memur olarak girer. Daha sonra Ereğli Kömürleri İşletmesi’nde(EKİ) çalışır, “Kanca Ahmet” olarak ünlenir. Maden İşçileri Sendikası’nın ilk kuruluş çalışmalarına katılır. İstatistik Servis Şefi iken emekli olur (1957). Ahmet Naim, 24 Nisan 1967 tarihinde çok sevdiği ve bir türlü kopamadığı Zonguldak’ta yaşama gözlerini kapar. Edebiyatımız, Zonguldak Kömür Havzası işçilerinin yaşamlarını sergileyen ilk öyküleri onun kalemiyle kazanır. Yaşadığı dönemin çok zor koşullarına, tüm olumsuzluk ve yoksunluklara karşın büyük bir özveriyle Zonguldak tarihi ve kömür havzasına ilişkin ilk çalışmaları Ahmet Naim gerçekleştirir. Ahmet Naim, kendi kendini yetiştirerek, Zonguldak’ın dar koşulları içinde bile, Türkiye ölçüsünde bir üne erişebilmiştir. 1930’lu yıllarda çok etkili edebiyat-sanat ve tiyatro etkinlikleri yapan Zonguldak Halkevi’nin kurduğu komisyonda, Hüseyin Fehmi İmer ve Tahir Karauğuz ile birlikte “Kömürün Uzun Mehmet tarafından 8 Kasım 1829 yılında bulunuşu”yla ilgili çalışmaları yürütür. Kömür ocaklarında da çalışan Ahmet Naim, ocağı, kömürü, yeraltı işçisinin dramını çok iyi bilir. Bunu onun öykülerini okuyunca hemen anlıyoruz. O, Türk öykü tarihinde ilk olarak yeraltı işçisini ele alan, bu işçinin serüvenini yazan kişidir. Ahmet Naim, ölümünden sonra yayımlanan kitaplarıyla kömür bölgesi Zonguldak ve çevresinin insanını katıksız ve doğal yaşantısıyla yansıtan başarılı bir sanatçı olarak kabul edilir. Ahmet Naim Çıladır, Zonguldak maden işçilerinin yaşamlarını ilk kez kaleme alan öykücüdür. Öyküleri daha sonra “sanatla işlenmiş belgeler” olarak nitelenir. 1934 yılında yayımlanan “Zonguldak Havzası- Uzun Mehmet’ten Bu güne Kadar” adlı kitabı, Mehmet Seyda’nın belirttiği gibi, kentin geçmişi ile ilgili ilk bilgileri veren; kömürün bulunuşu, yabancı şirketlerin kuruluşu ve yeraltı zenginliğimizin talan edilişi, işçilerin çok güç çalışma koşulları konularına ışık tutan ilk yapıt niteliğindedir. Ahmet Naim’in “Bir Yudum Soluk” adlı röportajı, yeraltı dünyasını, maden işçilerinin yaşamlarından kesitleri; “Uzun Mehmet” adlı tiyatro yapıtı da Uzun Mehmet’in kömürü bulması ile 19. yüzyıl başlarındaki Ereğli’nin zalim bir derebeyi yönetimindeki durumunu anlatır. Varlık Dergisi’nin 1 Nisan 1992 tarihli 1015. sayısında Hürriyet Yaşar, A. Naim ile ilgili bir değerlendirme yazısı yazar. 1935-1945 yılları “Yurt ve Dünya”, “Yedigün”, “Yeni Adım” dergilerini incelediğini belirterek şu değerlendirmeyi yapar:“...Ahmet Naim’in sözünü ettiği ‘Toprağa Dönüş’ adlı romanını buluyorum. Ayrıca, Arkadaş Sevgisi, Kümük Avrat, Sırat Köprüsü, Kısmet Piyangosu, Tuluatçı, adlarında beş öykü daha... Roman ve öyküleri bir solukta okuyorum. Zonguldak, hep Zonguldak... Arkadaş Sevgisi; maden ocağında ve çevresinde geçiyor. Öykü boyunca kömür tozunu sanki size de yutturuyor yazar. Ama kirlenmiyor, arınıyorsunuz. Sıkılmıyor, yaşama sevinci doluyorsunuz. Çünkü bunalımcılığa prim vermiyor. Sabahattin Ali’nin öyküleri ile aynı kanaldan akıyor Ahmet Naim’in öyküleri. O da Maksim Gorki’den etkilendiğini söylüyor. Gerilim Ahmet Naim’in romanında ve öykülerinde çok iyi kullanılmış. Ölüm ise öykülerin tümünde ve romanda etkisini duyuruyor. Ama bir ölüm sevgisi değil verilmek istenen. Yörenin kaçınılmaz olgusu erken ölümdür bu..” Varlık Dergisi’nin anılan sayısında, A. Naim’in “Kısmet Piyangosu” adlı öyküsü de yayımlanır.Ahmet Naim, Doğan Şadıllıoğlu’nun kendisiyle 1967 yılında yaptığı ve Yeditepe Dergisi’nde yayımlanan röportajda, öykülerini şöyle değerlendirir:“...Ben toprak ve yeraltı insanlarını iyi tanırım, özellikle yeraltı insanlarını. Çalışma koşullarını, yaşantılarını öz hayatım gibi bilirim. Onun için yıllar önce belli başlı sanat dergilerinde yazdığım hikayelerde köy, tarla, ağa saltanatı ve yeraltı konuları işlenmiştir. Diyebilirim ki Türk hikayeciliğine gerçek niteliğiyle maden hikayelerini sokan ilk yazarım... Basılmış olan kitaplarımın çoğu sosyal konular üzerine etüdlerdir. Hikayeci tanındığım halde ve yayınlanmış yüzü aşkın hikayeme karşı, tek hikaye kitabım yoktur. Bu eksikliği gidermek için onbeş hikayemi kitap halinde yayınlamak üzereyim. Kitap işimi dostum Mehmet Seyda İstanbul’da izliyor...” 1972 yılında Zonguldak’ta başını Mehmet Yılmaz’ın çektiği bir grup şiir ve edebiyat sevdalısı “Çığ” adıyla -ne yazık ki üç sayı çıkabilen- bir dergi çıkarır. Bu derginin 3. sayısı ise “Ahmet Naim Çıladır Dosyası” olarak çıkar. Bu sayıdaki yazısında İrfan Yalçın, Ahmet Naim’i ve sanatını şöyle yorumlar: “Ahmet Naim, kendi kendini yetiştirmiş, Zonguldak’ın dar koşulları içinde bile, Türkiye ölçüsünde bir üne erişebilmiştir. Kömür ocaklarında da çalışan Ahmet Naim, ocağı, kömürü, yeraltı işçisinin dramını çok iyi bilir. Bunu onun hikayelerini okuyunca hemen anlıyoruz. O, Türk hikayesinde ilk olarak yeraltı işçisini ele alan, bu işçinin serüvenini yazan kişidir.” (İrfan Yalçın, Çığ, Sayı: 3, 1972, Zonguldak) Mehmet Ergün ise Çığ’ın yine 3. sayısında Ahmet Naim’in kendi yöresini yansıtan özelliğinin yanında, kendi özgün sanatçılığını da vurgular: “Ahmet Naim için söylenecek ilk söz onun hayat mektebinden yetişme bir öykücü olduğudur. Bir yörenin öykücüsüdür her şeyden önce. Konu olarak çok yakından tanıdığı, hatta üzerinde tarihi ve ekonomik araştırmalar yaptığı bir yöreyi; inanış, yaşayış ve geleneksel yapısıyla somut, sıcacık bir yöreyi seçmiştir: Zonguldak yöresini. Ahmet Naim, giderek artan bir ustalık içerisinde hep aynı yöreyi ve hep aynı yörenin insanını kendi kendini tekrarlamadan (edebiyatın o yoz batağına yuvarlanmadan) verebilmiş bir sanatçıdır.” (Mehmet Ergün, Çığ, sayı: 3, Zonguldak)


Yayımlanmış Kitapları:

1.Zonguldak Havzası -Uzun Mehmet’ten Bugüne Kadar - (Araştırma),1934.

2.Uzun Mehmet (Oyun),1938

3.Bir Müstemleke Harbinin Tarihi (Araştırma),1937.

4.Define (Oyun), 1942

5. İkinci Dünya Savaşında Devletler (İnceleme) 1945.

6. Kuduz Düğünü (Öyküler),1968.

7.Bir Yudum Soluk (Maden İşçileriyle Ropörtaj),1971.

8. Emekçi Hikayeleri: (Kuduz Düğünü, Bir Yudum Soluk ve Doğan Şadılloğlu’nun Ahmet Naim ile yaptığı röportajı birlikte), 1995.